# Mahfel Yayıncılık > kalıcı hafıza… ## Posts - [Mahfel Yayıncılık](https://mahfelyayincilik.com/yazi-basligi/):     ## Pages - [Müzik](https://mahfelyayincilik.com/muzik/) - [Mitoloji](https://mahfelyayincilik.com/mitoloji/) - [Mat Dergi](https://mahfelyayincilik.com/mat-dergi/) - [Mahfel 13. Sayı](https://mahfelyayincilik.com/mahfel-dergisi/mahfel-13/): [dflip id=”16132″][/dflip] - [Felsefe](https://mahfelyayincilik.com/felsefe/) - [Anlatı](https://mahfelyayincilik.com/anlati/) - [Eser Gönder](https://mahfelyayincilik.com/eser-gonder/): [wpforms id=”16236″ title=”false”] - [Mahfel 12. Sayı](https://mahfelyayincilik.com/mahfel-dergisi/mahfel-12-sayi/): [dflip id=”15885″][/dflip] - [Mahfel 11. Sayı](https://mahfelyayincilik.com/mahfel-dergisi/mahfel-11-sayi/): [dflip id=”15883″][/dflip] - [Mahfel 10. Sayı](https://mahfelyayincilik.com/mahfel-dergisi/mahfel-10-sayi/): [dflip id=”15881″][/dflip] - [Mahfel 9. sayı](https://mahfelyayincilik.com/mahfel-dergisi/mahfel-9-sayi/): [dflip id=”15879″][/dflip] - [Mahfel 8. Sayı](https://mahfelyayincilik.com/mahfel-dergisi/mahfel-8-sayi/): [dflip id=”15877″][/dflip] - [Mahfel 7. Sayı](https://mahfelyayincilik.com/mahfel-dergisi/mahfel-7-sayi/): [dflip id=”15875″][/dflip] - [Mahfel 6. Sayı](https://mahfelyayincilik.com/mahfel-dergisi/mahfel-6-sayi/): [dflip id=”15873″][/dflip] - [Mahfel 5. Sayı](https://mahfelyayincilik.com/mahfel-dergisi/mahfel-5-sayi/): [dflip id=”15871″][/dflip] - [Mahfel 4. Sayı](https://mahfelyayincilik.com/mahfel-dergisi/mahfel-4-sayi/): [dflip id=”15869″][/dflip] - [Mahfel 3. Sayı](https://mahfelyayincilik.com/mahfel-dergisi/mahfel-3-sayi/): [dflip id=”15867″][/dflip] - [Mahfel 2. Sayı](https://mahfelyayincilik.com/mahfel-dergisi/mahfel-2-sayi/): [dflip id=”15865″][/dflip] - [Mahfel 1. Sayı](https://mahfelyayincilik.com/mahfel-dergisi/mahfel-1-sayi/): [dflip id=”15854″][/dflip] - [Mahfel Dergisi](https://mahfelyayincilik.com/mahfel-dergisi/): OKU OKU OKU OKU OKU OKU OKU OKU OKU OKU OKU OKU OKU - [İptal ve İade Koşulları](https://mahfelyayincilik.com/iptal-ve-iade-kosullari/): GENEL: Kullanmakta olduğunuz web sitesi üzerinden elektronik ortamda sipariş verdiğiniz takdirde, size sunulan ön bilgilendirme formunu ve mesafeli satış sözleşmesini kabul etmiş sayılırsınız. Alıcılar, satın aldıkları ürünün satış ve teslimi ile ilgili olarak 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği (RG:27.11.2014/29188) hükümleri ile yürürlükteki diğer yasalara tabii olurlar. Ürün sevkiyat masrafı olan kargo ücretleri belirli bir tutara kadar alıcı tarafından ödenecektir. Belirlenen tutarın üstünde olan siparişlerde kargo ücreti satıcı tarafından ödenir. Satın alınan her bir ürün, 30 günlük yasal süreyi aşmamak kaydı ile alıcının gösterdiği adresteki kişi ve/veya kuruluşa teslim edilmelidir. Bu süre içinde ürün teslim edilmez - [Ödeme ve Teslimat](https://mahfelyayincilik.com/odeme-ve-teslimat/): 1. Banka Havalesi veya EFT (Elektronik Fon Transferi) işlemlerini aşağıdaki hesabımıza(TL) yapabilirsiniz. Hesap Adı: Muhammed Yıldırım Banka Adı: Ziraat Bankası IBAN: TR74 0001 0002 3968 4319 7350 01 2. Sitemiz üzerinden kredi kartlarınız ya da banka kartlarınızla online ödeme yapabilirsiniz. Online ödemelerinizde siparişiniz sonunda kredi kartınızdan tutar çekim işlemi gerçekleşecektir. Muhtemel sipariş iptali veya stok sorunları nedeniyle sipariş iptallerinde kredi kartınıza para iadesi 3 iş günü içerisinde yapılacaktır. 3 Sipariş Bedeli İadesi Siparişlerinizin olası sebeplerle iptali durumunda; Mahfel Yayıncılık olarak üç iş günü içerisinde ürün bedelini hesabınıza ve/veya kredi kartınıza iade eder. Ancak, banka hesap bilgilerinizi ve/veya kredi kartı bilgilerinizi - [Mesafeli Satış Sözleşmesi](https://mahfelyayincilik.com/mesafeli-satis-sozlesmesi/): 1.TARAFLAR İşbu Sözleşme aşağıdaki taraflar arasında aşağıda belirtilen hüküm ve şartlar çerçevesinde imzalanmıştır. A.‘mahfelyayincilik.com mağazamızdan alışveriş yapan müşteri’ ; (sözleşmede bundan sonra “ALICI” olarak anılacaktır) B.‘mahfelyayincilik.com online mağaza sahibi’ ; (sözleşmede bundan sonra “SATICI” olarak anılacaktır) AD- SOYAD: ADRES: İş bu sözleşmeyi kabul etmekle ALICI, sözleşme konusu siparişi onayladığı takdirde sipariş konusu bedeli ve varsa kargo ücreti, vergi gibi belirtilen ek ücretleri ödeme yükümlülüğü altına gireceğini ve bu konuda bilgilendirildiğini peşinen kabul eder. 2.TANIMLAR İşbu sözleşmenin uygulanmasında ve yorumlanmasında aşağıda yazılı terimler karşılarındaki yazılı açıklamaları ifade edeceklerdir. BAKAN: Gümrük ve Ticaret Bakanı’nı, BAKANLIK: Gümrük ve Ticaret  Bakanlığı’nı, KANUN: 6502 sayılı - [Üyelik Sözleşmesi](https://mahfelyayincilik.com/uyelik-sozlesmesi/): SİTE KULLANIM ŞARTLARI Lütfen sitemizi kullanmadan evvel bu ‘site kullanım şartları’nı dikkatlice okuyunuz. Bu alışveriş sitesini kullanan ve alışveriş yapan müşterilerimiz aşağıdaki şartları kabul etmiş varsayılmaktadır: Sitemizdeki web sayfaları ve ona bağlı tüm sayfalar (‘mahfelyayincilik.com’), Küçükbey Bağı Mah. Yeşilbağ Cad. Bulvar A2 No: 13 İç Kapı No: 5 Merkez/Tokat “Mahfel Yayıncılık (Muhammed Yıldırım)” firmasının (Firma)malıdır ve onun tarafından işletilir. Sizler (‘Kullanıcı’) sitede sunulan tüm hizmetleri kullanırken aşağıdaki şartlara tabi olduğunuzu, sitedeki hizmetten yararlanmakla ve kullanmaya devam etmekle; Bağlı olduğunuz yasalara göre sözleşme imzalama hakkına, yetkisine ve hukuki ehliyetine sahip ve 18 yaşın üzerinde olduğunuzu, bu sözleşmeyi okuduğunuzu, anladığınızı ve sözleşmede - [Çerez Politikası](https://mahfelyayincilik.com/cerez-politikasi/): Çerez Politikası Bu çerez politikası, Muhammed Yıldırım (Mahfel Yayıncılık) tarafından işletilen https://mahfelyayincilik.com adresindeki web sitesinin çerez kullanımını açıklamaktadır. Bu politika, çerezlerin ne olduğunu, web sitemizde nasıl kullanıldığını ve bu çerezleri nasıl kontrol edebileceğinizi açıklamaktadır. Çerez Nedir? Çerezler, küçük metin dosyalarıdır. Web siteleri, tarayıcınız aracılığıyla cihazınıza çerezleri depolayabilirler. Bu çerezler, tercihlerinizi hatırlamak, web sitesinin etkinliğini analiz etmek ve içeriği size daha uygun hale getirmek gibi amaçlarla kullanılabilir. Hangi Tür Çerezler Kullanıyoruz? Web sitemizde aşağıdaki türde çerezler kullanılmaktadır: Zorunlu Çerezler: Bu çerezler, web sitesinin temel işlevlerini sağlamak için gereklidir. Örneğin, oturum açma bilgilerinizi saklamak gibi. Analiz ve Performans Çerezleri: Bu çerezler, web sitemizin nasıl - [Gizlilik Sözleşmesi](https://mahfelyayincilik.com/gizlilik-sozlesmesi/): Mağazamızda verilen tüm servisler ve hizmetler Küçükbey Bağı Mah. Yeşilbağ Cad. Bulvar A2 No: 13 İç Kapı No: 5 Merkez/Tokat adresinde kayıtlı “Mahfel Yayıncılık” firmamıza aittir ve firmamız tarafından işletilir. Firmamız, çeşitli amaçlarla kişisel veriler toplayabilir. Aşağıda, toplanan kişisel verilerin nasıl ve ne şekilde toplandığı, bu verilerin nasıl ve ne şekilde korunduğu belirtilmiştir. Üyelik veya mağazamız üzerindeki çeşitli form ve anketlerin doldurulması suretiyle üyelerin kendileriyle ilgili bir takım kişisel bilgileri (isim-soy isim, firma bilgileri, telefon, adres veya e-posta adresleri gibi) mağazamız tarafından işin doğası gereği toplanmaktadır. Firmamız bazı dönemlerde müşterilerine ve üyelerine kampanya bilgileri, yeni ürünler hakkında bilgiler, promosyon teklifleri - [KVKK](https://mahfelyayincilik.com/kvkk/): 1. Veri Sorumlusu Muhammet Yıldırım (Mahfel Yayıncılık) 2. Kişisel Verilerin İşlenme Amaçları ve Hukuki Sebepleri Kişisel verileriniz, aşağıdaki amaçlar doğrultusunda işlenecektir: Müşteri ilişkilerinin yönetimi ve destek sağlanması Hukuki Sebep: Sözleşmenin ifası Pazarlama ve tanıtım faaliyetleri Hukuki Sebep: Açık rıza 3. Kişisel Verilerin İşlenen Kategorileri Aşağıda belirtilen kişisel veri kategorileri işlenebilir: İletişim Bilgileri: Ad, soyad, e-posta, telefon numarası Demografik Bilgiler: Yaş, cinsiyet İnternet Faaliyetleri: Web sitesi etkileşimleri 4. Kişisel Verilerin Aktarılması Kişisel verileriniz, yukarıda belirtilen amaçlar çerçevesinde ve Kanunun 8. ve 9. maddelerinde belirtilen şartlar çerçevesinde, işbirliği yaptığımız iş ortaklarına ve hizmet sağlayıcılarına aktarılabilir. 5. Kişisel Veri Toplanmasının Yöntemi ve Hukuki - [Hesabım](https://mahfelyayincilik.com/hesabim/) - [Ödeme](https://mahfelyayincilik.com/odeme/) - [Sepet](https://mahfelyayincilik.com/sepet/) - [İletişim](https://mahfelyayincilik.com/iletisim/): “,”selector”:”wd-map-id-68b96fad7592d”,”markers”:null,”center”:””}’> Mahfel Yayıncılık İLETİŞİM FORMU Adınız Mail Adresiniz Telefon Numaranız Konu Mesajınız İLETİŞİM BİLGİLERİ Telefon: 0541 829 80 83 Mail: mail@mahfelyayincilik.com Adres: BURÇ KARAKUYU MAH. 118162 NOLU SK. TOKİ A-01 BLOKNO: 6J İÇ KAPI NO: 3 YOK/ ŞAHİNBEY/ GAZİANTEP - [Hakkımızda](https://mahfelyayincilik.com/hakkimizda/): Mahfel Yayıncılık “Mahfel” kelimesi sözlükte “Konuşup görüşmek, çeşitli konularda fikir alışverişinde bulunmak vb. amaçlar için bir araya gelinen yer, toplantı yeri” ve “Toplanmış heyet, meclis, encümen” gibi anlamlarıyla karşımıza çıksa da Mahfel, bizim için Bursa’da fitili ateşlenen bir edebiyat adımıydı. Bu adım dergimizin sayılarının çıkmasıyla yurdun dört bir yanına ulaşarak edebiyat mahfillerinde adından bahsettirdi. Son sayılarında dosyalar hazırlayarak da edebiyata arşivlik çalışmalar bıraktı. 2018 Ocak ayında ilk sayısını yayımlayan bir dergi olarak edebiyat dünyasına merhaba diyen Mahfel, belli aralıklarla çıkmaya devam etse de son sayısını 2021 Mart ayında yayımladı. Mahfel, artan baskı maliyetleri ve edebiyat ortamlarının basılı dergilerden uzak durmasından - [Anasayfa](https://mahfelyayincilik.com/): Burcu Özen Köksüz Köksüz; kökü olmayan, sağlam bir dayanağı ve gerçeği bulunmayan… Ne kadar kaçarsa kaçsın sonunda bir yere varacak olan insanoğlu yaradılışı gereği, derinlere kök salan kadim ormanlar gibi bir yerlere ya da birilerine tutunmak, bağ kurmak zorundadır. Köksüz, bağsız kalması mümkün değildir. Hiçbir ruh yalnızlıkla beslenemez. Yalnızlık sadece kırılganlıklarımıza karşı giydiğimiz bir zırhtır ve sonsuza dek giyilemeyeceği de bir gerçektir. Aramızda kan bağı olsun ya da olmasın, bizi önemseyen insanlar hayata tutunmak için toprağa saldığımız köklerden biridir ve kabul etmek istemesek bile yaşamak için birbirimize ihtiyacımız vardır. İncele Ahmet Faruk Çelik Muhyiddin-i Arabi, İbn-i Sirin ve İbrahim-i Kirmani’ye - [Favoriler](https://mahfelyayincilik.com/favoriler/) - [Portfolio](https://mahfelyayincilik.com/portfolio/) - [Kitaplar](https://mahfelyayincilik.com/kitaplar/) - [Blog](https://mahfelyayincilik.com/blog/) ## Products - [Fetret | Ali Kemâl | Roman / Mahfel Klasikleri: II](https://mahfelyayincilik.com/urun/fetret-alikemal-roman/): Fetret, Ali Kemâl’in 1911’de İngiltere’de iken kaleme aldığı romanı... Orada evlendiği Winifred Brun’dan olan oğlu Wilfred’a “Fetret” adını ve Doğu ile Batı’nın kaynaştırılması misyonunu yükleyen yazar, onu geleceğin ideal gencini düşlediği romanının merkezine oturtur. Elinizde tuttuğunuz, henüz gelmeyen 1930’lu yıllarda yirmili yaşlarını yaşayacak Fetret’in ve istikbâli parlak Osmanlı’nın ütopik romanıdır. Diğer taraftan, Ali Kemâl’in kendisi için de geleceğini tasarladığı bir cins otobiyografidir. Yine de okurken, Meşrûtiyet sonrasının İstanbul’undan ve Paris’inden pek çok tanıdıkla karşılaşacaksınız. Ne Ali Kemâl kanlı sonundan haberdar, ne de Wilfred günün birinde İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın dedesi olacağından... - [On Bir Punto | Cansu Alkan | Şiir](https://mahfelyayincilik.com/urun/onbirpunto-cansualkan-siir/): Korkudan dönemediğimiz köşeler Düşerdim katıksız her gün Dizim yüzüm gözüm parçalanırdı Şaşardım düşmeyen insanlara Ben düşmemeyi büyümek sanırdım İnsanların on bir punto acıları vardı bilirdim Okul bahçesine ninesinin selası okunan arkadaşıma duymasın diye adını bağırarak şarkı söylerdim Hâlbuki duyacaktı çıktığında Hâlbuki eve gidince bilecekti öğle namazında Ben yine de ne kadar geç bilirse İyi olur dediydim serendipçe - [Mat Dergi | Sayı: 2 | Mart Nisan 2026](https://mahfelyayincilik.com/urun/mat-dergi-sayi-2-mart-nisan-2026/): Merhaba Sevgili Okur Dergiciliğin ilk şartı iddialı başlamaksa ikinci şartı da bu iddiayı devam ettirmek ve her şeye rağmen ikinci sayıyı çıkartmaktır. Biz her şeye rağmen ikinci sayıyı çıkartanlardanız. Bu sayıyı çıkartarak dergiler mezarlığındaki ilk ve tek sayılı dergiler parselinden kurtulmuş durumda oluyoruz. Oh ne iyi. Satışların maliyetleri kurtarmadığı hatta satılan her derginin aman ucuza verelim herkes okusun diye zararına sattığımız dergi sizin için ne ifade ediyor? Sayfaları renkli, birkaç paket sigara değerinde, iki ayda bir çıkan bir dergi olmak gerçekten kolay değil. Eskiden de kolay değildi ama bugün hiç ama hiç kolay değil. Bunu anlamanız için kendimizi daha fazla acındıracak değilim. Ama hâlipürmelalimizi de hissediverin bir zahmet. Kış geçiyor. Son yıllardaki kadar soğuk olmasa da memleket kara doydu sanki. Tam yeni yıla girdik, biraz bir şeylere heves edelim demişken 3. Dünya Savaşı çıksın diye kıçlarını yırtan siyasetçilere nefret kusuyoruz. Dünyayı daha yaşanmaz hâle getiren kim varsa düşmanıyız onun. Hele ki bir yerde okul bombalanıyorsa, kıç çocukları roketler bombalar eşliğinde derslere gidiyorsa elbette o kız çocuklarının haklarını savunacağız. Bu kadar dünya siyaseti yetmez ama evet, çocukları öldüren her ideolojinin düşmanıyız. Yaşasın şiir, yaşasın edebiyat, kahrolsun Siyonizm… Hiç bu kadar duygu aktarımı yapmazdım giriş yazılarında. Ama bu sayılık böyle olsun. Kırdıysak affetmeyin. Çünkü kinimiz taze ve şiirdir intikamımızı alacak olan. Ne demişti şair: “Bitmedi, sürüyor o kavga ve sürecek / Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek”. Şimdi gelin aşkın yüzü oluncaya dek savaşanlar, bu sayıda kimlermiş bir göz atalım: Şiir; Murat Aydın, Ahmet Menteş, Altan Serim, Eyüp Erhun Köse, Ahmet Serdar Oğuz, Bahadır Çetin, Ömer Yücedal ve Abdülkadir Taş. Öykü; Ahmet Özdemir, Sudenaz Kahraman, Mustafa Uçurum ve M. Emin Asaroğlu. Düzyazı; Muhammed Münzevi, Beyza Özkan, Salih Yıldırım, Onur Uzer, Hanife Sarıtaş, Eren Koçdemir, İbrahim Eryiğit, Mustafa Söğüt, Halil Öz ve Cevdet Güner. Söyleşi; Kenan Yusuf, Vildan Külahlı ile “Civarda Kaybolanlar” üzerine söyleşti. Yeni sayılarda görüşmek üzere… Hoşça ve Mat kalın… Muhammed Münzevi - [Ressam | Mustafa Reşit | Roman / Mahfel Klasikleri: I](https://mahfelyayincilik.com/urun/ressam-mustafaresit-roman/): 19. yüzyıl sonu İstanbul’u… Büyükada’nın büyüleyici atmosferinde, aristokrasinin parıltılı salonlarından trajik bir düelloya uzanan, tutkuyla örülmüş bir dönem anlatısı. Mustafa Reşit’in kaleminden çıkan ve tam 135 yıl boyunca sessizliğe gömülen bu nadide eser, ilk kez yeni harflere çevrilerek okurla buluşuyor. Hikâyenin merkezinde, sanatsal dehasından ziyade zarafeti ve yakışıklılığıyla seçkin çevreleri büyüleyen İtalyan ressam Culyo var. Culyo’nun soylu bir ailenin kızı olan Oraniya’ya duyduğu imkânsız aşk; sadece sınıf farklılıklarının ve toplumsal baskıların değil, hırs ve kıskançlığın da kıskacına girer. Culyo’ya saplantılı bir tutkuyla bağlı olan Viyolet’in hamleleri ve Oraniya’nın nişanlısı Yanko’nun öfkesiyle düğümlenen bu ilişkiler ağı, Büyükada’nın huzurlu sokaklarını ölümcül bir rekabetin sahnesine dönüştürecektir. Bireysel arzuların toplumsal duvarlara çarptığı Ressam, okuru trajik bir sona doğru sürükleyen çarpıcı ve derinlikli bir yüzleşme hikâyesi… - [Edebî Anketimiz | Bir Sanat Ümanizması İçin Arayışlar | Osman Attilâ | Anket](https://mahfelyayincilik.com/urun/edebianketimizbirsanatumanizmasiicinarayislar-osmanattila-anket/): “Bir sanat ümanizması için arayışlar altında sanat eserlerinin kaynaklarına doğru sanatkârlarımızın eğilişlerini topluyoruz. Bir sanat hümanizmasında ilk arayışı, “şiir”in öz kaynaklarına verdik. Ve bir ümanizmanın, bir araştırmanın, biraz ağır ve zorlayıcı havası içinde değerli sanatkârlarımızı meselelerin üzerine ışık serpmeye davet ettik. Burada ışık serpen sanatkârlar, bir Türk arayışının ilk anahtarlarını bizim sanat dünyamıza armağan etmiş olacaklardır…” Bir Sanat Ümanizması İçin Arayışlar, Osman Attilâ’nın İnkılapçı Gençlik gazetesinde, “Osman Cafer” müstearıyla, 20 Eylül 1941-23 Mayıs 1942 tarihleri arasında; Cahit Sıtkı Tarancı, Arif Nihat Asya, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Ziya Osman Saba, Peyami Safa, Yakup Kadri Karaosmanoğlu gibi dönemin önde gelen on sekiz ismiyle yapmış olduğu anketlerden oluşmaktadır. Bu anketlerde öne çıkan “beşerîlik”, “millîlik”, “şekil” ve “kültür” kavramları, dönemin edebî ve fikrî arayışlarının temelini yansıtmaktadır. Anketlerde, Türk edebiyatının 1940’lı yıllarda bir yandan kendi kaynaklarına yönelme, diğer yandan evrensel sanat anlayışıyla bağ kurma çabası içinde olduğu görülmektedir. Osman Attilâ’nın anketlerinde dönemin kültür, sanat, edebiyat ve siyaset çevrelerinden farklı görüşlere sahip isimlerin bir araya gelmesi, fikir dünyasındaki çeşitliliği gözler önüne sermektedir. Bu çok seslilik, Attilâ’nın meselelere farklı perspektiflerden yaklaşmasını ve dönemin entelektüel iklimini bütün yönleriyle yansıtma gayretini ortaya koymaktadır. - [Seni Yeniden | Gülşen Öztürk | Şiir](https://mahfelyayincilik.com/urun/seniyeniden-gulsenozturk-siir/): şimdi parsellenmiş hayallerin sabıkalı bekçileri gecenin emniyetli adımlarını sayıyorlar iğne deliği bir yerden uzanıyorlar yan yana aydınlığı yüreğine toplayıverenler hiç bitmeyecekmiş gibi söyleşleri yarına tasasız yarına umutlu ve uzakta unutulanların sesi çığlık çığlığa hiç dinmemecesine tökezleyip tökezleyip de düşmeyen yarın ne beklenebilinir ve ne için evet, evet yarın ilk kez ninemi dinleyeceğim besmele çekip önce sağ ayağımı atıp öyle çıkacağım kapıdan - [Bir Şair-i Meçhul: Edip Ayel | Necati Tonga | Akademik](https://mahfelyayincilik.com/urun/birsairimechuledipayel-necatitonga-akademik/): Meltem öpecek alnını sevgiyle birazdan Ürpermededir işte sular, belli ki hazdan Kuşlar gene dem çekmedeler hep bir ağızdan Aç göğsünü aç, esmede yaz işte Boğaz’dan! Edip Ayel Edebiyat tarihimiz, nisyana terk ettiğimiz yüzlerce şair ve yazarla doludur. Elinizde tuttuğunuz kitapta modern Türk edebiyatının unutulmuş isimlerinden biri olan Edip Ayel, poetikası ve şiirleri merkeze alınarak incelenmeye çalışılmıştır. Eskilerin tabiriyle nevi şahsına münhasır bir şahsiyet olan Edip Ayel, ömrü boyunca saf şiirin peşinde koşmuş, tıpkı Yahya Kemal gibi klasik şiirimizi modernize ederek yaşatmaya gayret etmiştir. Garip şiir hareketinin etkili olduğu bir dönemde divan şiirini yaşatmaya çalışması, saf (öz) şiire ulaşma yolundaki gayretleri, şiir üzerine kaleme aldığı poetik metinler ve bazı nazım şekillerinin ilk örneklerini ortaya koyması Edip Ayel’i edebiyat tarihimizin orijinal şahsiyetlerinden biri yapmaktadır. - [Yuvaya Giden Yol | Canan Sonuzun | Çocuk - 10+ Yaş](https://mahfelyayincilik.com/urun/yuvayagidenyol-canansonuzun-cocuk/): Birbirinizi asla bırakmayın! Bir anne kedi ve onu bekleyen üç yavrusu… Onlara kavuşmak için çıkılan tehlikeli bir yol. Mama kapları boşaldığında Fiyonk, hayatında ilk kez güvenli yuvasını terk etmek zorunda kalır. Ama dışarıda onu bekleyen şey, hiç tanımadığı bir dünyadır. Cesur Krema ve yeni arkadaşlarıyla birlikte Fiyonk kendini beklenmedik bir maceranın içinde bulur. Gecenin karanlığında ilerlerken karşılarına çıkan engeller, korkular ve sürprizler onları sınar. Çünkü bazen en karanlık yolda bile ışık, birlikte yürüyenlerin kalbinde saklıdır. - [Şeyh Sadi'nin Bir Sezgüzeşti: Sümenat | Sadi Şirazi | Şiir](https://mahfelyayincilik.com/urun/seyhsadininbirserguzestisumenat-sadisirazi-siir/): Şirazlı bir şairin gözünden yabancı bir dünyanın ve tanıdık bir ruhun keşfine hazır mısınız? Doğruluk yolunda kibirli olma ki; Elinden tutsunlar da ayağa kalkasın. Fars edebiyatının en büyük ustalarından olan Sa’dî-i Şîrâzî, bu eserinde bizi kendi hayatının en gizemli ve sarsıcı duraklarından birine, Hint diyarına götürüyor. Bu bir seyahatnameden öte; Sümenat Tapınağı’nın gölgesinde yaşanan içsel çatışmanın, inanç ve sorgulamanın, nihayetinde ise derin bir uyanışın öyküsüdür. Sa’dî’nin bizzat kendi ağzından dökülen bu sergüzeşt, insan nefsinin inceliklerini ve hakikat arayışını çarpıcı bir dille gözler önüne seriyor. Bu metin, Sa’dî’nin Hint diyarı maceralarını edebî bir derinlikle sunuyor. Üstadın o eşsiz üslubuyla yoğrulan bu kadim anlatı, bugün dahi yolunu arayanlara ışık tutmaya devam ediyor. - [Eristik Çıkarsama | Kenan Yavuz | Şiir](https://mahfelyayincilik.com/urun/eristikcikarsama-kenanyavuz-siir/): tüm iniş çıkışları bir günde yaşarken sen zifiri bir kuyuya sadece iniyordum ben düşündük karar verdik bizi de anlamıştı kaldırımlar biz anlayamamıştık oysa o vakit saklambaç oynuyordu ruhlarımız ölen öldü sen ölümü yaşadın her nefesinde hüzün kokan acı tüten şairliğinle ecel içimizde tahtını kurmasa da henüz belirse de aynada yorgun bir beniz kim bilir zamanın gömleğini yırtınca ölüm arkamda kalırsın belki olur ya rahmetle anmazsan beni aziz etsin rabbim seni iki cihanda geçirmesin sabrının süzgecinden tek damla - [Arafın Gölgeleri - Ölüme Dokunmak | Fatma Toraman | Roman](https://mahfelyayincilik.com/urun/arafingolgeleri-olumedokunmak-fatmatoraman-roman/): Ölüm bir son değil, sadece bir kesintiydi. Güneş, ormanda vahşice katledildiğinde her şeyin bittiğini sanıyordu. Ancak gözlerini "Eşik"te açtığında kendisine bir seçim sunuldu: Ya sonsuz bir hiçlikte anıları silinene kadar bekleyecek ya da ne tam ölü ne de tam diri olan bir "İz" olarak dünyaya dönecekti. Güneş geri dönmeyi seçti. Şimdi İstanbul’un karanlık sokaklarında, sadece ölümle temas etmiş olanların görebildiği bir gölge olarak dolaşıyor. Yanında, kendi ölümünü çağıran ama Güneş'in cesedini bularak yaşama tutunan Ada ve dokunduğu her canlıyı küle çeviren lânetli Atlas var. Onları öldürmek isteyen sadece Mimar ve gizemli "Karanlık Loca" değil; bizzat gerçekliğin kendisi. Güneş, obsidyen bir silaha dönüşen kolundaki o yakıcı güçle intikamını mı alacak, yoksa Eşik ile dünya arasındaki dengeyi bozarak kıyameti mi başlatacak? “Dünyadaki kural basittir: Sadece ölümle temas etmiş olanlar seni fark edebilir. İzi takip et…” - [Hayalî Sosyalizm ve İlmî Sosyalizm | Friedrich Engels | Felsefe](https://mahfelyayincilik.com/urun/hayalisosyalizmveilmisosyalizm-friedrichengels-felsefe/): Sosyalizm bir ahlâk çağrısı mıydı, yoksa tarihsel bir zorunluluk mu? Bir ideal olarak mı doğdu, yoksa maddi koşulların kaçınılmaz sonucu olarak mı ortaya çıktı? Hayalî Sosyalizm ve İlmî Sosyalizm, Friedrich Engels’in bu sorulara verdiği en berrak ve en sarsıcı cevaplardan biridir. Engels, sosyalizmin kökenini iyi niyetli tasarılar, ütopyacı düşler ya da soyut adalet fikirlerinde değil; üretim biçimlerinin gelişiminde, sınıf ilişkilerinde ve tarihsel zorunlulukta arar. Saint-Simon, Fourier ve Owen gibi hayalî sosyalistlerin katkılarını teslim ederken, onların sınırlarını da açıkça ortaya koyar; sosyalizmi bir temenniler bütünü olmaktan çıkararak bilimsel bir zemine oturtur. Bu eser, diyalektik yöntem ve tarihsel materyalizm ışığında, sosyalizmin nasıl bir hayal olmaktan çıkıp ilmî bir teoriye dönüştüğünü adım adım izler. Sermaye birikiminin işleyişi, üretimdeki anarşi, krizler ve proletaryanın tarihsel rolü, polemikle değil tarihsel çözümlemeyle ele alınır. Bugün hâlâ güncelliğini koruyan bu metin, yalnızca sosyalizm tartışmaları için değil; modern toplumun, sınıfların ve devletin nasıl şekillendiğini anlamak isteyen herkes için temel bir başvuru kaynağıdır. - [Avunma Sanatı | Salih Yıldırım | Şiir](https://mahfelyayincilik.com/urun/avunmasanati-salihyildirim-siir/): dinlerseniz anlatırım yeni bir tür olarak nasıl ortaya çıktığımı felaketten sonra ve kulağa hoş gelmeden önce çok yüksekten düşüp henüz ölmeyen kimliğini kaybetmiş de hiç aramayan son hâli görenleri şaşırtacak gençliğimi... ödediğim bütün bedeller adına sgk işçi payı, gelir vergisi ve damga vergisi dâhil zaten adaletsizliğe yürü demekten başka çare yok zaten hep daha iyilerine layıktır başkaları bilmiyorum biraz daha yaşamak için mi öyleyse kınanacak kadar haklıyım çünkü şu güzelim tabloyu mahvettiler dinlerseniz anlatırım durduğum yerde birer birer kırdığım rekorları yaşıyoruz işte istikrarlı yedek yaşıyoruz cebimizde kredi kartları yaşıyoruz güvensiz ve sansürlü - [Aslan Burcu | Salih Yıldırım | Şiir](https://mahfelyayincilik.com/urun/aslanburcu-salihyildirim-siir/): Allah'ım bana iyi şeyler ver kastro ve kan banyosu tutarsızım sanki param çıkışmıyor kasa önlerinde yani tüh ki bu tükrüğü kendime biriktirmemiştim bak işte görüyorsun harcadım hayat nelere gebe şimdi çekip gidiyorum dong sesiyle alakalı bir yerlere başvuracağım iki kişinin bir araya gelip dedikodular kurduğu müstemleke memleket adımız dünyaca bilinir Türkiye halkları buna şahittir onlar hep şahit bir erkek çok ciğerden sevince ölüyor hemen buna da şahitler lakin unutuyorlar hemen. - [Nokta Koyamadık. | Şeyhmus İdrisoğlu | Şiir](https://mahfelyayincilik.com/urun/nokta-koyamadik-seyhmus-idrisoglu-siir/): Ah çocuklar kar taneleri misali avucuma düşer düşmez eriyecek gibisiniz. Korkarım sizleri bağrıma bastığım an bir damla gözyaşına dönüşeceksiniz. - [Asosa | Rabia Adile Arslan | Roman](https://mahfelyayincilik.com/urun/asosa-rabiaadilearslan-roman/): “Türkiye'nin büyük uzay operasyonuna seçilen beş kişilik bir ekip, Ay'a çıkmak için hazırlanır. Fakat bu yolculuk pek de beklenildiği gibi ilerlememektedir. Uzay boşluğundan bilinmeyen bir gezegene çekilen Hayal Ekibi’nin başına gelmeyen trajikomik olaylar kalmayacaktır.” Rotamız Ay’dı ama kaderimizde uzaylılara çekirdek çitlemeyi öğretmek varmış! Karşınızda Yıldız Arslan: Biraz fevri, bolca "dobra" ve belanın ta kendisi. Yanında ise her şeye rağmen ciddiyetini korumaya çalışan (ama başaramayan) bir Komutan... Asosa gezegeninde işler bildiğiniz gibi yürümüyor. Burada lazer silahları değil, anne terliği etkili; diplomatik krizler ise ancak “Turkish Kovboylar” dansıyla çözülüyor. Aşk, kahkaha ve galaksiler arası bir kaos... Kemerlerinizi bağlamayın, çünkü burada yerçekimi bile kafasına göre takılıyor! Fantastik ile bilimkurgunun kesiştiği bu eğlenceli roman, evrenler arası bir macerada kahkaha ile kaderi yan yana getiriyor. - [İşgalcine Benzemek | Kenan Yusuf | Şiir](https://mahfelyayincilik.com/urun/isgalcinebenzemek2-baski-kenanyusuf-siir/): Milletin şakağına silah dayamışlar Bende kılmışlar delikli demire Gözlerinden feri çalmışlar Hangi kitapta yazar bilmem Neyin diyeti işgalcine benzemek? Aklım almıyor bunca hendeseyi Sadece yurdumun değil ruhumun da Kuzey yamaçları karlıdır, ayazdır Güney yamaçlarını sormayın Ulu çınarlarına kezzap atmışlar Köksüz yaşar mı bunca âdem anne? - [Ayasluklu Heraklit | Haydar Rifat | Felsefe](https://mahfelyayincilik.com/urun/ayaslukluheraklit-haydarrifat-felsefe/): Heraklitos, hakikatin hazır cevaplarda değil, sürekli uyanıklık hâlinde aranabileceğini söyleyen ilk düşünürlerden biridir. Ona göre çoğunluğun kanaati güvenilir değildir; duyular aldatır, ezberler köreltir. Bilgelik, insanın kendi içine yönelmesiyle başlar. İyonya’nın bu sert ve yalnız filozofu, evrenin temelini değişmeyen bir tözde değil, değişimin kendisinde bulur. Tales’in suya, Anaksimandros’un belirsizliğe yüklediği ilk ilkeyi Heraklitos ateşle düşünür: Yanan, dönüşen, yerinde durmayan bir ilke. Ateş, onun için maddenin değil, oluşun dilidir. Her şey akar. Karşıtlar çatışır ve bu çatışmadan düzen doğar. Varlık, durarak değil değişerek vardır. Ayasluklu Heraklit, fragmanlarıyla okuru rahatlatmaz; huzursuz eder. Çünkü bu metinler anlaşılmak için değil, düşünmeyi yeniden başlatmak için yazılmıştır. - [Transatlantik Kundakçısı | İskender Fahrettin Sertelli | Roman](https://mahfelyayincilik.com/urun/transatlantikkundakcisi-iskenderfahrettinsertelli-roman/): Bir mektup. Bir imza: BM. Ve Avrupa’dan Amerika’ya uzanan karanlık bir takip… Transatlantik Kundakçısı, erken 20. yüzyılın politik gerilimleri içinde geçen, kimlik değişimleri, gizli teşkilatlar ve görünmez düşmanlarla örülü bir casusluk macerasıdır. Paris sokaklarından transatlantik gemilerine, otel odalarından gizli yazışmalara uzanan bu anlatı, okuru entrikanın merkezine çekiyor. İskender Fahrettin Sertelli, bu romanda yalnızca bir suçun değil, uluslararası bir hesaplaşmanın izini sürer. Kahramanı, kendisini adım adım kuşatan bir örgütün içinde, hem düşmanlarını hem de kendi sınırlarını tanımak zorunda kalır. Tehditler isimsizdir, emirler yakılarak okunur, her ayrıntı bir başka tuzağın habercisidir. Döneminin ruhunu yansıtan dili ve temposu korunarak yayıma hazırlanan Transatlantik Kundakçısı, Türk edebiyatında casusluk ve politik macera türünün erken ve dikkat çekici örneklerinden biridir. Bu roman, yalnızca bir gizemi çözmeye değil, gücün, sadakatin ve görünmez savaşların doğasına tanıklık etmeye çağırıyor. - [İlim ve Felsefe | Moritz Schlick | Felsefe](https://mahfelyayincilik.com/urun/ilimvefelsefe-moritzschlick-felsefe/): Moritz Schlick, yirminci yüzyılın başında felsefeyi köklü biçimde yeniden düşünmeye zorlayan bilimsel dönüşümün en etkili isimlerinden biridir. Mantıkçı ampirizmin kurucu figürü olarak Schlick, felsefenin görevinin yeni bilgiler üretmek değil; bilimin kullandığı kavramları, önermeleri ve anlam iddialarını açıklığa kavuşturmak olduğunu savunur. İlim ve Felsefe, metafiziğin yüzyıllardır sürdürdüğü sahte problemleri mercek altına alırken, bilimsel bilginin neyi söylediğini ve neyi söyleyemeyeceğini titizlikle ayırt eder. “Anlam”, “doğrulama”, “verilmiş olan” ve “dış dünya” gibi temel kavramlar, mantıksal çözümleme yoluyla yeniden ele alınır; felsefe, bulanık soruların alanı olmaktan çıkarılarak kesinlik ve açıklık talep eden bir etkinlik olarak konumlandırılır. Schlick bu eserinde, Kant’tan pozitivizme uzanan felsefî mirası eleştirel biçimde değerlendirirken; Einstein’ın fiziği, modern bilimin yöntemi ve dilin sınırları üzerinden felsefenin çağdaş rolünü tayin eder. Sonuçta ortaya çıkan tablo nettir: Felsefe, sistemler kurmakla değil, anlamı görünür kılmakla ilerler. Bilim felsefesi, analitik felsefe ve düşünce tarihiyle ilgilenen okurlar için İlim ve Felsefe, yalnızca tarihsel bir metin değil; bugün de geçerliliğini koruyan disiplinli bir düşünme çağrısıdır. - [Mat Dergi | Sayı: 1 Ocak Şubat 2026](https://mahfelyayincilik.com/urun/mat-dergi-sayi-1-ocak-subat-2026/): Merhaba Sevgili Okur Dergiciliğin artık bittiği yıllarda da olsak bu tutkumuzu kaybetmek istemedik. Mahfel dergisi tecrübemizi aradan dört yıl geçtikten sonra tekrar yaşatmak istedik ve bu her sayfası renkli Mat dergiyi kurduk. Çizgimiz yine edebiyatın öncelendiği, her dönem dile getirilen ahbap çavuş ilişkisine karşı çıkarak, her zaman ama her zaman edebiyatın baş tacı edildiği sayfalarımızla yine karşınızdayız. İçinden geçmekte olduğumuz bu sosyal çürümüşlüğü ancak edebî faaliyetlerimize devam ederek aşacağımıza inanarak iki ayda bir kapınızı çalacağız. Kapıları çalmak bizden, açıp açmamak sizden… Biz kapıdan kovulsak bacadan girmeyi deneyerek sizinle kurduğumuz ve yeni okurlarla kuracağımız ilişkiler için heyecan içerisindeyiz. Biliyoruz ve artık kabulleniyoruz dergimizin tirajının düşük olacağını. Çok sayıda bastırıp bedava dağıtarak işin değerini düşürmektense az sayıda bastırıp daha az ve nitelikli okuru hedeflemenin en doğru karar olduğu kanaatindeyiz. Bu satırları okuyorsanız ya nitelikli bir okursunuz ya da nitelikli bir okur adayısınız. Evet, bunu biz tespit ettik. Çünkü Türkiye’de ‘dergi okuru’ dediğimiz bir kitle vardı ve pandemi ile birlikte bu okur türü öldü. O dönemleri sağlıklı bir şekilde atlatan kaç kişi kaldıysa onlarla buluşmak istiyoruz. Buluşup aslında ölü olduğu düşünülen bu okuru tekrar ayağa kaldıralım ve dergiciliğin şair ve yazarların okulu olduğunu sizlere hatırlatalım. Çok uzatmadan gelin, ilk sayımızda kimler neler yazmış bir göz atalım: Şairlerimiz; Muhammed Münzevi, Murat Aydın, Mehmet Aycı, Kadir Kaya, Faruk Mehmet Yılmaz, Salih Kandilli, M. Burak Tunay, Zafer Tekeş, Mustafa Işık, Bahadır Çetin, Emre Ayvaz, Süleyman Berç Hacil ve Hızır İrfan Önder’den oluşmakta. Öykücülerimiz ise; Ahmet Özdemir, Kenan Yusuf, Şeyma Subaşı, Burak Çakır, Barkın Tarım, Seda Dilay Sağıroğlu, Habib Erdem ve Sedanur Kaya. Deneme, eleştiri ve inceleme türlerinde katkıda bulunan yazarlarımız; Ahmet Karpınar, Muhammet Erdevir, Sevde Nur Ceylan, Kaan Eminoğlu, Salih Yıldırım, Onur Uzer, Eren Koçdemir, Baki Ayhan, Mustafa Uçurum, Halil Öz, Arzu Binay ve Mustafa Söğüt’le birlikte on üçü şiir yirmisi nesir türünde muhtevası geniş bir ilk sayıyla sizlere hürmetlerimizi sunuyoruz. Yeni yılda yepyeni sayılarda tekrar görüşmek üzere… Hoşça ve Mat kalın… Muhammed Münzevi - [William James'in Felsefesi | Théodore Flournoy | Felsefe](https://mahfelyayincilik.com/urun/william-jamesin-felsefesi-theodor-flournoy-felsefe/): Pragmatizm, modern felsefenin yalnızca bir yöntemi değil, hakikatle kurulan ilişkinin yeniden düşünülmesidir. Bu düşüncenin en güçlü temsilcilerinden William James, felsefeyi soyut sistemlerin içinden çıkararak hayatın, ahlâkın ve dinî tecrübenin merkezine yerleştirir. Bu kitap, James’in pragmatizm, teizm ve inanma iradesi etrafında şekillenen felsefesini, onun yakın dostu ve seçkin psikolog Théodore Flournoy’nun konferansları aracılığıyla sunuyor. Flournoy, James’i yalnızca bir düşünür olarak değil; insanın iradesini, sorumluluğunu ve dinî arayışını ciddiye alan bir filozof olarak ele alır. James’e göre iman, kör bir teslimiyet değil; kanıtın yetersiz kaldığı yerde verilen bilinçli ve ahlâkî bir karardır. Hakikat, yalnızca aklın değil, yaşanan hayatın içinde sınanır. Rasyonalizmin katı kesinlik talebi ile modern insanın varoluşsal ihtiyaçları arasındaki gerilimi cesaretle tartışan bu eser, felsefeyi yeniden yaşanan bir mesele hâline getiriyor. William James’in Felsefesi, akıl ile iman arasında yol arayanlar için derinlikli bir düşünce davetidir. - [Düşünceler ve Sohbetler | Epiktetos | Felsefe](https://mahfelyayincilik.com/urun/dusuncelervesohbetler-epiktetos-felsefe/): Kölelikten özgürlüğe, acıdan hikmete uzanan hayatıyla Epiktetos, Stoacı felsefenin yalnızca bir düşünce sistemi değil, yaşanan bir hakikat olduğunu gösteren en etkili isimlerden biridir. Düşünceler ve Sohbetler, onun öğrencileriyle yaptığı konuşmalar aracılığıyla, insanın dış koşullardan bağımsız olarak nasıl özgür kalabileceğini, akla ve erdeme dayalı bir hayatın nasıl kurulacağını gözler önüne seriyor. Bu eser, okuru kontrol edebileceği ile edemeyeceği şeyleri ayırt etmeye çağırır; mutluluğun, başımıza gelenlerden değil, onlara verdiğimiz tepkilerden doğduğunu hatırlatıyor. Sabır, ölçülülük, cesaret ve bilgelik üzerine söylenen sözler, iki bin yıl öncesinden bugüne uzanan şaşırtıcı bir berraklığa sahiptir. Epiktetos’un öğretileri yalnızca felsefe meraklılarına değil; modern dünyanın karmaşası, belirsizliği ve baskısı içinde içsel sükûnet ve sağlamlık arayan herkes için güçlü bir rehberdir. Bu kitap, dış dünyayı değil, önce kendini yönetmenin ne demek olduğunu öğretiyor. - [Muallakât-ı Seb'a - Yedi Askı | İmru'u'l-Kays | Şiir](https://mahfelyayincilik.com/urun/muallakatiseba-yediaski-imruulkays-siir/): Arap edebiyatının altın çağından günümüze ulaşan Muallakât-ı Seb’a (Yedi Askı), çölün sessizliğinde yankılanan aşkın, gururun, kahramanlığın ve insanın iç dünyasına uzanan derin bir yolculuğun destansı izlerini taşır. Bu ölümsüz dizelerin öncüsü sayılan İmru’u’l-Kays, yalnızca bir şair değil; tutkularıyla yaşayan, acılarını mısralara oyan bir ruhtur. Elinizdeki kitap, Kâbe’nin duvarlarına asılarak ebedîleştirilen bu şiirlerin en parlak örneklerini Türkçede yeniden canlandırıyor. Her beyitte: sevgilinin iziyle hüzne düşen bir gönlün sarsıntısı, savaş atlarının soluk soluğa koşusu, çölde savrulan yurtların hatıraları ve kaderle boy ölçüşen bir insanın çırpınışı vardır. İmru’u’l-Kays’ın kelimeleri kimi zaman bir yemin kadar keskin, kimi zaman bir gözyaşı gibi sessizdir. Dizelerinde hem yitirilen gençliğin sızısı hem de şiirin yeniden doğuran kudreti saklıdır. Muallakât-ı Seb’a, yalnızca bir klasik değil; asırlardır insanı aynı sorularla yüz yüze bırakan kadim bir aynadır. “Ey gönül, sabret; çünkü her ayrılık, şiire dönüşür.” - [İsa, Pavlus, Arius ve Muhammed Ekseninde Hristiyanlığın Hanif Müslümanlığa Dönüşümü | Hüseyin Doğan | İslam Araştırmaları](https://mahfelyayincilik.com/urun/hristiyanliginhanifmuslumanligadonusumu-huseyindogan-islamarastirmalari/): Tarih, kelimelerin ve inançların sessizce yön değiştirdiği bir aynadır. Hüseyin Doğan, bu kitapta o aynanın arkasına geçerek Haniflik kavramının kökenine, dönüşümüne ve teolojik yankılarına ışık tutuyor. Süryanicede “dinden dönen” anlamındaki “hanpā” kelimesinin, Kur’an’da “tevhide dönen” anlamına bürünmesi; inanç tarihinin en büyük sessiz devrimlerinden biridir. Doğan, Arius ve Nestorius’un tevhit mücadelesinden Necran Hristiyanlarının “Biz senden önce Müslüman olduk.” sözüne uzanarak, İslamın başlangıcını kopuş değil, kadim bir tevhit zincirinin devamı olarak okuyor. Pavlus’un öğretileriyle şekillenen Hristiyanlığın arka planında kalan Hanif damarı, filolojik, tarihsel ve teolojik bir bütünlük içinde yeniden yorumlanıyor. Hiçbir dogmanın dokunulmaz sayılmadığı bu çalışma, inanç tarihine yeni bir bakış öneriyor: Kopuklukların değil, sürekliliklerin izini sürmek. Bu kitap, hakikatin gölgede kalan yüzüyle yüzleşmeye cesaret edenler için bir davettir. - [Kent ve Çöl | Bahadır Çetin | Şiir](https://mahfelyayincilik.com/urun/kentvecol-bahadircetin-siir/): Bir sigara yakıp karşımdaki boş viski şişesine dalıyorum Onu yüzüstü bıraktım ve gitti Bilgeliğimin dikenli tacı tüm ihtişamıyla başımda Ama unutmak istediğim her şeyi hatırlıyorum Benim için şimdi zaman Tamiri imkânsız kırılmış anılarla dolu Yürümeye çalışıyorum üzerlerine basa basa Akıyor irinim zihnimden Adımla kirlettiğim boş satırlara - [Bunca Şiirden Sonra Sana Artık Veda Edemem | Sinan Biçer | Şiir](https://mahfelyayincilik.com/urun/buncasiirdensonrasanaartikvedaedemem-sinanbicer-siir/): hiçbir trene / ve gelip gidene kafamı çevirip bakmadım / ama ayrılmadım da istasyondan - [Ömrüm | Ali Kemâl | Hatırat - Haz. M. Kayahan Özgül](https://mahfelyayincilik.com/urun/omrum-alikemal-hatirat/): Ali Kemâl, edebiyat ve siyaset tarihimizin önemli simalarından biridir. İlk gençliğinden itibaren maceralı bir hayat yaşamış; eğitimi, arkadaşları, yurtdışı tecrübeleri, edebî ve siyasî tercihleri, edebî polemikleri, rejimle çatışması ve sürgün yılları, devlet adamlığındaki faaliyetleri, beklenmedik sonu ile hakikaten yazılmaya ve okunmaya değer bir ömür sürmüştür. Kendi de aynı kanaatte olmalı ki, hatıralarını Ömrüm adı altında kaleme almaya başlamış; lakin, değişen şartlar sebebiyle, ancak yirmi yedi yaşına kadar olan kısmı yayımlayabilmiştir. Yazıldığı kadarıyla bile Ömrüm, bir dönemin edebî çehresini aydınlatmakta; pek çoğu edebiyat tarihinde soluk bir gölge bile bırakamamış edipleri, eserleri, kalem münakaşalarını, yenileşme çabalarını hatırlatmakta belki de yegâne kaynak olmayı sürdürüyor. İbretle ve keyifle…   - [Güzellik ve Cinsiyet | Charles Lalo | Felsefe](https://mahfelyayincilik.com/urun/guzellik-ve-cinsiyet-charles-lalo-felsefe/): “Sanat, fayda kaygılarından bağımsız olmalıdır.” Charles Lalo’nun bu eseri, sanatın yalnızca maddi ihtiyaçların ötesinde, özgürlüğün ve insanın derin içgüdülerinin bir ifadesi olduğunu savunur. Güzellik ve cinsiyet arasındaki ilişkiyi tarihsel, kültürel ve psikolojik boyutlarıyla ele alırken, estetik algımızın toplumsal normlar ve cinsiyet rolleriyle nasıl şekillendiğini sorgular. Lalo’ya göre güzellik, yalnızca bireysel bir beğeni ölçüsü değil; kültür, ahlak ve toplumsal düzenle iç içe geçmiş bir olgudur. Bu bağlamda sanat, bir yandan kültürel kalıpları tartışmaya açarken diğer yandan cinsiyetin estetik değerler üzerindeki etkisini gözler önüne serer. Hem psikolojik hem de toplumsal bir çözümleme sunan Güzellik ve Cinsiyet, okuru sanatın ahlakla, toplumsal hayatla ve bireysel özgürlükle olan bağını yeniden düşünmeye davet ediyor. - [Modern Farsça Dersleri 1 | Dr. Ahmet Faruk Çelik | Akademik](https://mahfelyayincilik.com/urun/modernfarscadersleri1-ahmetfarukcelik/): Modern Farsça Dersleri 1 olarak adlandırdığımız bu kitap, E. Frank Candlin tarafından hazırlanan Present Day English For Foreign Students isimli dil öğretimi kitabından Farsçaya tercüme edilerek ve gereklilik nedeni ile kısmen de uyarlanarak hazırlanmıştır. Bu nedenle bazı kısımlar Farsça dil öğretimi ve dilbilgisine uygun olması amacı ile yeniden düzenlenerek yazılmıştır. Eserin aslına sadık kalmak amacı ile kitapta geçen yer ve karakter isimleri değiştirilmeden olduğu şekli ile korunmuştur. Bu tercüme çalışmasının amacı, kitap üzerine akademik bir çalışma yapmak veya onu birebir hâli ile bir başka dilde yeniden üretmek değildir. Yalnızca, Farsça dersi alan Türk Dili ve Edebiyatı öğrencileri için bir ders ve okuma materyali olması amacı ile adı geçen kitabın bir kısmının Fars diline tercümesi şeklinde hazırlanmıştır. - [Estetik | Charles Lalo | Felsefe](https://mahfelyayincilik.com/urun/estetik-charleslalo/): Sanat, birey ve toplum arasındaki dengeyi bulma çabasında olan bu eser, estetiğin çok yönlülüğünü, bilimsel ve toplumsal bir perspektifle ele alarak derinlemesine incelemektedir. Sanatın yalnızca estetik bir olgu olmadığını, aynı zamanda psikolojik, fizyolojik ve sosyal bir boyuta sahip olduğunu vurgulayan kitap, estetikçilere dair önemli bir bakış açısı sunmaktadır. Yazar, estetiğin ve sanatın hâlâ evrimleşmekte olan bir bilimsel alan olduğunun altını çizerken, aynı zamanda bu zenginliğin insanlık için ne denli önemli bir keşif olduğunu ortaya koymaktadır. Charles Lalo, çeşitli bilim dallarının, bireysel ve millî özelliklerin sanatla harmanlandığı bir zemin üzerinde, sanatı ve edebiyatı daha da derinlemesine anlamamıza yardımcı olacak önemli bir yol haritası çizmiştir. İnsanın içsel dünyasının, toplumsal yapılarının ve kültürel mirasının sanatla nasıl iç içe geçtiğini, bu çokluğun bir kaos değil, aksine gelişmekte olan bir bilimin izleri olduğunu keşfetmek isteyenler için eşsiz bir tanışma fırsatı sunmaktadır. - [Yeni Türk Edebiyatı -Seçme Metinler- | Kâzım Yetiş](https://mahfelyayincilik.com/urun/yeniturkedebiyatisecmemetinler-kazimyetis/): “Yeni Türk Edebiyatı Seçme Metinler”, 1996’dan beri Türk Dili ve Edebiyatı bölümleri lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine temel kaynak olmuştur. Bilindiği gibi bu bölümlerde Osmanlı Türkçesi esas derslerden biridir. Bu alfabeyi ve metinleri öğrenmeden lisansı tamamlamak, yüksek lisans ve doktora yapmak, bu alanda gelişmek mümkün olmamaktadır. İngilizce, Fransızca, Almanca gibi dilleri öğrenen, özellikle XX. yüzyıl edebiyatı üzerinde çalışacak olan gençlerimiz için bu kitap bir rehber olmuştur. Osmanlı Türkçesi ile ilgili gramer kitapları daha çok tarihî metinler üzerinde uğraşmaktadır. Elbette Eski Türk Edebiyatı metinleri üzerinde çalışacaklar için bu bir zarurettir. Yeni Türk Edebiyatı dediğimiz dönem, bu Türkçenin en canlı ve verimli devridir. İşte bu kitapta bu devrenin metinleri toplanmıştır. Hatta bu döneme ait tahliller burada toplanan şiir ve nesirler üzerinden yürütülmektedir. - [Ilık Süt | Ahmet Özdemir | Şiir](https://mahfelyayincilik.com/urun/iliksutahmetozdemir/): “Şiir ortaya çıktığı ilk günden beri ‘başkaldırının ifadesi olmuş mudur?’ şiir ciddiye alınması gereken bir şeyse bu sorunun cevabı kesinlikle ‘evet’ olmalıdır. Şiir ciddiye alınıyorsa ve edim bizi ‘ret’ mantığına götürüyorsa, şairin söylediği sözün niteliği sizi ‘ey insanlar, burada sizin için bir şeyler var ve sizin bundan faydalanmanız gerekir’ anlayışına ister istemez getirir. Son tahlilde bu anlayış sizi duyusal anlamda ‘etrafına bak, ne olduğunu gör, uyanık kal ve harekete geç’ duygusuna eriştirir.” uzun cümleler kurmaktan yorulunca ağzım gözyaşlarımı acının iskeletinden sıyırdım ve bizi yani putların gölgelerinde kimliksiz naylon gömleklerinin nakışlarında gül kara baltalarının köleleri ağartan ucundan şafağın kızıllığına süt taşıyan ibrahimleri sivilceleri yeni patlak vermiş şehirlerin orta yerinde unutulmuş bavullar gibi dağınık sakallarımızla yenilmiş bir yumruk serseri güvercinleri çıldırtan çığlıklarımızla yazgısına boyun eğmiş birer at sayan sarışınlığı karaşınlığın tarih kitaplarına vuran çağıltısında yargılayarak beyaz sayfalara intihar damlatan gevezeliğimi yaktım - [Antik Yunan ile Roma'nın Mit ve Efsaneleri | E. M. Berens | Mitoloji](https://mahfelyayincilik.com/urun/antikyunanileromaninmitveefsaneleriemberens/): Mitolojinin değeri yalnızca eski metinlerde saklı değildir; resimden heykele, tiyatrodan şiire, düşünce tarihinden popüler kültüre kadar bugün de yaşamaya devam eder. Bu kitap, Klasik Dönem’in tanrılarını, kahramanlarını ve efsanelerini Antik Çağ insanının gördüğü ve saygı duyduğu hâliyle anlatıyor. Sahneleri, kişiler arası gerilimleri ve mitlerin işaret ettiği değerleri görünür kılıyor. Genç okurun zihninde o dünyanın ihtişamını canlandırmayı amaçlarken, öğretmenler, araştırmacılar ve meraklılar için güvenilir bir başvuru zemini sunmakta. Okur; tanrıların işlevlerini, birbirleriyle olan akrabalık ve otorite ilişkilerini, ritüellerin anlamını ve sembollerin arka planını gösterilen açık ve berrak dipnotlarla adım adım izleyebilir. Gelenekler, batıl inanışlar, misafirperverlik ve adalet duygusu; cesaret, hırs, kıskançlık ve merhamet gibi insan tabiatının değişmeyen yönleri bu metinlerde tablo gibi açılmakta. Bölümler arası doğal geçişler, olayların kronolojisini ve neden-sonuç ilişkisini takip etmeyi kolaylaştırıyor. Bu eser, bir yandan Antik Yunan ile Roma’nın mit ve efsaneleri hakkında nitelikli bilgi sunarken, diğer yandan mitlerin bize neden hâlâ dokunduğunu da hatırlatıyor. Bu yüzden sadece okulların raflarında değil; mitlere kulak vermek isteyen her okurun kütüphanesinde kendine yer bulacak bir kitaptır. - [Muhyiddin-i Arabi, İbn-i Sirin ve İbrahim-i Kirmani’ye Göre Rüya Tabirleri | Ahmet Faruk Çelik](https://mahfelyayincilik.com/urun/muhyiddin-i-arabi-ibn-i-sirin-ve-ibrahim-i-kirmaniye-gore-ruya-tabirleri-ahmet-faruk-celik/): Bu kitabın aslı, meşhur rüya tabircisi İbn-i Sirin’in Muhyiddin-i Arabi’den tercüme ettiği Tabirname ile İbrahim-i Kirmani ve diğer rüya yorumcularının kitaplarından derlemeler yapmak sureti ile oluşturulan ve Muhyiddin-i Arabi’nin Tabirname’sinin kenarına dercedilen Tuhfetu’l-Müluk isimli iki kitaptan meydana gelmektedir. Kitabın hazırlanmasına, Said Şersad isimli bir emirin ülkesinin bilginlerinden kısa, öz fakat kapsamlı ve faydalı bir tabirname kitabı meydana getirmelerini istemesi sebep olmuştur. Bilginler, İbn-i Sirin’in Muhyiddin-i Arabi’den tercüme ettiği Tabirnametercümesinin kenarına, başta İbrahim-i Kirmani olmak üzere bazı rüya yorumcularının kitaplarından da derlemeler yapmak sureti ile oluşturup Tuhfetü’l-Müluk ismini verdikleri kitabı derkenar ederek emire takdim ederler. Emir de bu çalışmayı takdirle karşılar ve onları mükâfatlandırır. - [Millî Mücadele Sırasında Türk Milliyetçiliği | Berthe Georges-Gaulis | Araştırma - İnceleme](https://mahfelyayincilik.com/urun/millimucadelesirasindaturkmilliyetciligi-berthegeorges-gaulis/): Millî Mücadele yıllarında işgal altında İstanbul'dan Anadolu'ya sızmaya çalışan ve savaşın en çetin olaylarını yakından gözlemleyen Fransız gazeteci Berthe Georges-Gaulis, Türk milletinin aralıksız mücadelesini tüm dünyada anlatıyor. Batı basınının ön yargılı yaklaşımlarına karşı, Anadolu'daki gerçekleri ve Mustafa Kemal Paşa'nın hedefini objektif bir şekilde kaleme alan Georges-Gaulis, 1919–1921 yılları arasında Anadolu’yu dolaşarak millî hareketi yerinde gözlemler. O, bir Batılı gazeteci olarak, emperyalist siyasetin gölgesinde “Yeni Türkiye”nin doğuşunu hem akılcı bir tahlille hem de canlı tasvirlerle aktarır. Kitap, yalnızca askerî zaferleri değil; milliyetçiliğin halkın vicdanında nasıl filizlendiğini, İstanbul-Anadolu arasındaki gerilimi ve Fransa’nın bölgedeki çıkar hesaplarını da açıkça anlatır. 1921'de Paris'te “Le Nationalisme Turc” adıyla yayımlandığında büyük yankı uyandıran bu eser, Türk istiklal gerçeklerini bir yabancı gazetecinin tanıklığıyla gün yüzüne çıkarmıştır. Kitap, Türk milletinin vatan uğruna verdiği destansı mücadelenin, düşman bile olsa herkesi hayran bırakan ruhunu keşfetmeye davet ediyor. Bugün okur, bu satırlarda yalnızca bir dönemin tarihî fotoğrafını değil, aynı zamanda bağımsızlık tutkusunun evrensel dilini bulacaktır. Millî Mücadele’nin fikrî temellerini, Anadolu insanının kararlılığını ve bir milletin kendi kaderini tayin etme iradesini, Avrupalı bir tanığın gözüyle okumak, bu eseri hâlâ taze ve değerli kılmaktadır. - [Tarih Felsefesinin İlmî Esasları | Gustave Le Bon | Tarih](https://mahfelyayincilik.com/urun/tarihfelsefesininilmiesaslari-gustavelebon/): Fransız sosyolog Gustave Le Bon’un sorguladığı gibi: “Tarih, güç sahiplerinin kaleminden dökülen destansı masallardan mı ibaret? Yoksa tanıkların eksik, hatalı, bazen de kasıtlı unuttukları bir anlatı mı? İnançlarla örülü, herkesin inandırıcılığına kendi vicdanıyla hükmettiği bir metin mi?” “Tarih Felsefesinin İlmî Esasları”, bu karmaşık labirentin derinliklerine cesurca dalıyor. Toprak, iklim ve ırk gibi daimî etkenlerle; dinler, istilalar ve dönemin sancıları gibi geçici ama sarsıcı unsurlarla şekillenen tarihi; görünmeyenin ardındaki sebepleriyle irdeliyor. Bu eser, tarihin felsefi dokusunu anlamak isteyen her okuyucuya, geçmişi yeniden düşünmenin kapılarını aralıyor; sadece yaşananları değil, yaşanmasına neden olan derin sebepleri keşfetme imkânı sunuyor. - [Karıncaların Yaşamı | Maurice Maeterlinck | Araştırma - İnceleme](https://mahfelyayincilik.com/urun/karincalarinyasami-mauricemaeterlinck/): Karıncaların Yaşamı, insan toplumunun yapısını karıncaların gizemli dünyasıyla karşılaştırarak, toplumsal evrimi ve olası bir distopyayı sorgulamaktadır. Arıların aydınlık, özgür dünyasından farklı olarak; karıncaların yaşamı bir hapishane gibi her bireyin köleleştiği, özgürlükten yoksun bir toplumsal düzeni simgeliyor. Yazar, karıncaların yaşam mücadelesi üzerinden insanın evrimsel gerilemesini ve gelecekte karşılaşabileceğimiz tehlikeleri çarpıcı bir şekilde ele alıyor. Maurice Maeterlinck; maddiyatın egemen olduğu bir dünyada insanın ruhani arayışının kaçınılmaz olduğunu vurgulayan bu kitaptan çıkarılacak dersin insanlık için ne kadar kritik olduğunu okuyucunun gözleri önüne sermektedir. Zorlu koşullara rağmen hayatta kalmaya çalışan bu küçük canlılardan öğrenilecek çok şey var... - [Adak | Kemal Ragıp Enson | Roman](https://mahfelyayincilik.com/urun/adak-kemalragipenson-roman/): Bana niye öyle bir tuhaf bakıyorsunuz? Baştan aşağıya neden öyle uzun uzun süzdünüz? Arkamdaki ağarmış mantoya mı, rengi atmış şapkama mı baktınız? Ayağımdaki iskarpinlere daha geçenlerde pençe vurdurmuştum, altları gene delinmiş. Onu mu gördünüz yoksa? Ben de dün sabah farkına vardım, içim sızladı. Kalın tire çoraplarım da herkesinkinden pek başka mı duruyor?.. Cumhuriyet devri Türk edebiyatının üretken sanatkârlarından Kemal Ragıp Enson’un (1895-1954), Adak adlı tefrika romanı 78 yıl sonra ilk kez okurla buluşuyor. Adak, Cumhuriyet gazetesinin 10 Nisan 1947-30 Haziran 1947 tarihleri arasında 71 sayı boyunca tefrika edilmiştir. “İstanbul’un iş hayatında ve eğlence âlemlerinde geçen bir facia.” ifadeleriyle ilan edilen Adak; büyük bir şirkette daktilo olarak çalışan genç bir kadının serencamını aktarır. Kemal Ragıp Enson, Adak’ta psikolojik ve sosyolojik gözlemleriyle kadının hayatta çeşitli yönleriyle var olma çabalarını eleştirel bir şekilde ortaya koymaktadır.   - [Kadın Şivesi | Feyza Adaş | Şiir](https://mahfelyayincilik.com/urun/kadinsivesifeyzaadassiir/): Belki söyler mesafeler sırrını Doğurgan yollar anlatır belki de çimentolaşmış ruhların seremonisini Bir tutam ışık Tutabilirsen eğer Donuk, masum kalabilir Kapatırsa yalnızlığını Taş, kum, duvar, meltem Bilinmezin keskin sırtında Birikmiş onca tabloyu sersem kanar mı bazıları Vicdanın insafında - [İnsanlar Uyanın | Alexis Carrel](https://mahfelyayincilik.com/urun/alexiscarrel-insanlaruyanin/): İnsanın varoluşu, toplumun işleyişi ve bireysel sorumluluklar üzerine derin bir bakış açısı sunan İnsanlar Uyanın, ünlü Fransız bilim insanı Dr. Alexis Carrel’in, insanlık için bir uyanış çağrısı yaptığı önemli bir eserdir. Carrel, bireylerin ve toplumların hızla modernleşen dünyada kaybolan değerleri, ahlaki sorumlulukları ve insanlık ideallerini yeniden keşfetmeleri gerektiğini savunur. Bilimsel bir arka plandan gelen Carrel, insan ruhunun gücünü ve insan toplumunun temel yapısını derinlemesine analiz eder. Kitap, sadece bilimsel bir yaklaşım değil, aynı zamanda felsefi ve etik bir perspektifle de kaleme alınmıştır. Kitap; modern dünyada bireysel ve toplumsal sorunlarla yüzleşmeye çağırırken, insanın içsel potansiyelini ortaya çıkarması için gerekli olan adımları atmaya teşvik eder. Her sayfasında, insanlık için bir yol gösterici olmayı hedefleyen bu eser, hem bireysel anlamda derin bir farkındalık hem de toplumsal anlamda değişim için bir davettir. Carrel’in, insanlığın geleceğine dair cesur ve derinlikli görüşleri, bugün bile geçerliliğini koruyor. Eğer insanlık, daha iyi bir dünya kurma amacına ulaşacaksa, Carrel'in düşüncelerini anlamak ve uygulamak çok önemli bir adım olacaktır. - [ASİYE "Geç Gelen Bahar" | Pınar Yanarsönmez | Roman](https://mahfelyayincilik.com/urun/asiyegecgelenbahar-pinaryanarsonmez-roman/): Kendi topraklarında kök salıp güzel günler görebilirler miydi, Asiye? Mutlu olur muydu? Kıymetli bir evlat, huzurlu bir anne, sevilen bir eş olur muydu? Elleriyle toprağı kaza kaza da olsa kendi dünyasını kurabilir miydi? Ülkemizin 1970’li yıllar ve sonrasında yaşadığı ekonomik, sosyokültürel ve siyasal iklimini gerçek bir hayat hikâyesiyle gözler önüne seren bu kitap, göç ve göçle birlikte gelen kültürel deformasyon, kız çocuklarının eğitim hakkının önemi, çekirdek ailede yaşananların insan hayatına etkileri, kadına karşı şiddet ve toplumsal şiddete dair çarpıcı hikâyeler barındırıyor. Bu gerçek hayattan kurgulanan hikâye; mutlu ve güçlü ailelerde yetişen çocukların hayata bir adım önde başlayacakları ancak sosyal çevre ve zamanın toplumsal gelişmelerinin de maalesef öngörülemeyecek şekilde yıkımlara neden olabileceğini âdeta yüzümüze soğuk bir su gibi çarpıyor. - [Gelecek Sayfadaki Umut | Gamze Güner | Roman](https://mahfelyayincilik.com/urun/geleceksayfadakiumut-gamzeguner-roman/): Veda Sokağı’nda sonbahar, yeni başlangıçlarla birlikte eski yaraları da gün yüzüne çıkarıyor. Bir ailenin geçmişle hesaplaşması, affetmenin ve merhametin sınandığı anlarla şekilleniyor. Umut ile hayal kırıklığı arasında sıkışıp kalan karakterler, sevgiyi ve aidiyeti yeniden keşfetmeye çalışırken, hayat onları beklenmedik yüzleşmelere sürükler. Sevgi ile kırgınlık, umut ile pişmanlık iç içe geçerken, bir ailenin kaderi yıllar içinde şekillenen derin yaralarla sınanıyor. Geçmişin gölgesinde kalan hatalar, affetmenin ve yeniden başlamanın zorluğunu hatırlatıyor. Hayat, bazen insanı hiç beklemediği yüzleşmelere sürüklerken, kalpte saklı kalan sevgiyi açığa çıkarabilir mi? Peki yaşam, her zaman ikinci bir şans sunar mı? Yoksa bazı şeyler için artık çok mu geçtir? Bu roman; aile olmanın, affetmenin ve geçmişin yükünden kurtulmanın zorlu ama umut dolu hikâyesini anlatıyor… - [Felsefe ile Komşu Edebiyatçılar | Beyza Özkan | Düşünce](https://mahfelyayincilik.com/urun/felsefeilekomsuedebiyatcilar-beyzaozkan/): Rıza Tevfik Bölükbaşı'ndan başlayarak felsefeyle komşu olmuş önemli Türk edebiyatçılarıyla yapılan diyaloglar üzerinden, bu iki alanın nasıl iç içe geçtiği ve edebiyatın başkalarının düşünceleriyle nasıl şekillendiği gözlemlenmiştir. Edebiyatın ve felsefenin insanına dair, derin izler bırakanları araştıran bu çalışma, hem bireysel bir bölünme hem de toplumsal bir sorumluluk olarak, Türk düşüncesine önemli bir katkı sunmaktadır. Bu bağlamda eser, düşünceyi ve kelimeleri, geçmişle geleceği birleştiren bir köprü gibi kullanarak, okurlarını felsefe ile edebiyat arasındaki kesişim noktalarında bir yolculuğa davet etmektedir. - [Gaziantep Müdafaası | Lohanizade Mustafa Nurettin | Hatırat](https://mahfelyayincilik.com/urun/gaziantep-mudafaasi-lohanizade-mustafa-nurettin/): Türklüğün büyük mayası sağ oldukça, millete ölüm yokmuş. Bir an için, yalnızlık içinde kaldık zannettik. Bu yeise onun için düştük. Meğer değilmiş. Bu felaketler, acı dersler ispat etti ki, hepimizin gözü Türk binasının temeline hizmette olmalıymış. Çünkü iş sade Antep’e kalsaydı, mahvoldu gittiydi. Antep, yalnız kendini değil, Türkün namusunu, Türk vakarını müdafaa etti ve Türklük de Antep’i kurtardı. “Ey Gaziantep’in hakiki müdafileri! Ey hatıra-i millette yaşayan şehitler! Bizden size binlerce Fatiha hediye olsun. Ruhunuz bizden dilgir (kırgın) olmasın. Biz sizin tuttuğunuz yolu takip edemedik. Siz bizden daha bahtiyarmışsınız. Siz o güzel toprağın altında olsa da terk etmeyeceksiniz. Biz o toprağın üstünde kaldığımız için işte uzaklaşıyoruz. Ey yaralı yurdun hakiki müdafileri, adsız kahramanlar! Ey ismi bile unutulan gaziler, mücahitler! Her biriniz, bir karış toprak üstünde on bir ay aç kaldınız. Bağrınıza taş bağladınız. Nur-u dide çocuğunuz, zavallı aciz kadınlarınız cephelere su getirdi, fişek taşıdı. Nihayet, kolunuzu, ayağınızı ebediyen kaybettiniz. Buna karşı bugün, belki ekserinizin ismi bile hatırlara gelmiyor, sefalet içinde yüzüyorsunuz. Fakat Gaziantep müdafaası denilince, emin olunuz ki sizin isimsiz hâliniz hatırlara gelir. Siz ne şeref ne rütbe ve ne de mevki ümidine kapılmaksızın harbin bidayetten nihayetine kadar uğraştınız. Kan döktünüz. Can verdiniz. Hakiki şeref sizindir. Antep’in hakiki kılıncı sizsiniz. Hakiki arslanı, arslan yürekli mücahitleri sizsiniz. Demir bilekli, çelik pençeli kahramanları yine sizsiniz. Eğer sizin kuvvetiniz, azminiz olmamış olsaydı kabil değil bu şeref kurtulamazdı. Siz hiçbir yerden yardım, kuvvet görmediğiniz hâlde, yine mücahededen yüz çevirmediniz. Ümidiniz vatan halâsı, şerefiniz vatan istiklâli, mükâfatınız da vatan i’tilası (yücelmesi)ydi. Siz bu fedakârlığınıza karşı hiçbir karşılık aramadınız, istemediniz, istemiyorsunuz. Ey vatanın saf dilaverleri! Bizden size yüz binlerce minnet ve şükran. Şahinler, Yavuzlar, Söylemez Mahmutlar, Kara Yılanlar, Tevfikler, Mustafa Çavuşlar! Yüksek omuzlarınıza örtülen kanlı kefenlerinizle, Allah’ın huzurunda, din-i mübini uğrunda can verdiğiniz Peygamber’inizle beraber sizi şu mukaddes Türk yurdunun tahlisi için şefi ittihaz ederiz.” - [Yazarın Aynası: Edebiyat Söyleşileri | Hazırlayanlar: Dr. Ayşe Bengisu Akdağ, Dr. Mehmet Altınova, Muhammed Münzevi](https://mahfelyayincilik.com/urun/yazarin-aynasi-edebiyat-soylesileri/): Bu kitap; romanlar, öyküler, piyesler ve şiirler yazan sanatçılarla yapılan sohbetlerden oluşuyor. Her yazar, kendine özgü bir dünyaya sahip ve yazarlar buradaki satırlarda bu dünyayı nasıl kurduklarını anlatıyor. Kimisi yazma ritüellerini, kimisi bir kelimenin peşinden nasıl gittiğini, kimisi ise edebiyatla kurduğu derin bağı samimi bir dille paylaşıyor. Kitap, 14’ü İncir Çekirdeği; 4’ü de Mahfel dergisinde yayımlanan söyleşilerden oluşmakta. Okuyucular için bu kitap, sevdikleri yazarların dünyasına daha yakından bakma fırsatı sunuyor. Edebiyat tarihine ilgi duyanlar içinse, yazarların yazma serüvenlerini, edebi anlayışlarını ve eserlerinin ardındaki düşünsel temelleri keşfetme imkânı veriyor. Söyleşi türünün en büyük gücü belki de burada yatıyor: Yazarın sesi, doğrudan okuyucuya ulaşıyor, metinlerin gölgesinden değil, aracısız bir şekilde… - [Gencîne Sözlüklü Farsça Grameri | Ahmet Faruk Çelik | Akademik](https://mahfelyayincilik.com/urun/gencinesozluklufarscagrameri-ahmetfarukcelik-akademik/): Bu kitap, Farsçayı yardımcı ders olarak alan Fars Dili ve  Edebiyatı filolojisi dışındaki başka bölüm öğrencilerine Farsça gramerini pratik ve kolay anlaşılır bir şekilde öğretmek için hazırlandı. Kitabın yeniden yazılarak genişletildiği bu yeni baskısında, Farsça gramerine ait konuların kitap içeriğine eksiksiz olarak girmesi için gayret gösterildi. Fars dilini branş dersi olarak almayan öğrencilerin haftada iki kredi saatlik öğrenim süreleri bulunduğu göz önüne alınarak, konuların işlenişi mümkün olduğu kadar kısa tutuldu ve anlatımın kolay ve hazmedilir olmasına gayret edildi. - [Farsça Grameri Dersleri | Ahmet Faruk Çelik | Akademik](https://mahfelyayincilik.com/urun/farscagrameridersleri-ahmetfarukcelik-akademik/): “Farsça Grameri Dersleri”, sadece akademik anlamda bir Farsça dilbilgisi kitabı olması için hazırlanmadı. Fars Dili ve edebiyatı alanı çalışanları ve öğrencileri için hazırlanmış o tarz başvuru kitapları çok olmasa da vardır. Bu kitap, Farsçayı yardımcı ders olarak almak isteyen öğrencilere yönelik olarak, hem öğretmenin hem öğrencinin rahatça yararlanabileceği basit anlatımlı ve pratik bir ders kitabı ihtiyacını karşılamak üzere hazırlandı. Bu kitabı hazırlarken özellikle Farsçayı yardımcı ders olarak okuyan Türk Dili ve Edebiyatı öğrencilerinin ihtiyacı gözetildi. Onları terim ve kavramlara boğmadan, hızlı ve kolay bir biçimde temel Farsça dilbilgisini vermek için bir kaynak gerekliydi. Elinizde tuttuğunuz kitap, bu ihtiyaç göz önüne alınarak, öğrencilerin kredi ders saatlerine ve aşina oldukları dilbilgisi kavramlarına uyan bir içerikle sınıfta ders anlatımına uygun pratik bir ders kitabı olarak sunuldu. - [Papağanın Nakaratı | Muhammed Münzevi | Şiir](https://mahfelyayincilik.com/urun/papaganinnakarati-muhammedmunzevi/): Ben böyle her şeyi güzeller dururum Şair demişler ya bana Bana bakıyorlar gülüyorlar bana bakıyorlar gülüyorlar Ben çok zemheri gördüm kışı bitirdim de geldim Demek böyle öpülürmüş derdi kadınlar Sepete ekle öpücüklerimi ancak paha maha biçme Biçersen tarlaların kurur Kimseler girmez bahçenden içre Zerzeler elimde kapıyı göster çık aradan Bilirim sen de ayettin bir zamanlar amma Hükmüne tamamız yettin bu kadar akşam Bu baloya maskesiz de girilir riya cepte Sirtaki mi yapacaksın harmandalı mı Kapıyı kapattıktan sonra kaleardından aşağı yuvarlanacaksın! - [Yorgun Atların Sağrısı | Akif Dut | Şiir](https://mahfelyayincilik.com/urun/yorgunatlarinsagrisi-akifdut-siir/): ayıklansın diye içimden belirsizlik tortusu yağmurla çözülüyor gecenin dolaşık saçları yorgun atların sağrısında uykusuzluğum dinince su kaynağını hatırlayıp bedenim toprağı evi sanıyor - [Köksüz | Burcu Özen | Roman](https://mahfelyayincilik.com/urun/koksuz-burcuozen-roman/): Köksüz; kökü olmayan, sağlam bir dayanağı ve gerçeği bulunmayan… Ne kadar kaçarsa kaçsın sonunda bir yere varacak olan insanoğlu yaradılışı gereği, derinlere kök salan kadim ormanlar gibi bir yerlere ya da birilerine tutunmak, bağ kurmak zorundadır. Köksüz, bağsız kalması mümkün değildir. Hiçbir ruh yalnızlıkla beslenemez. Yalnızlık sadece kırılganlıklarımıza karşı giydiğimiz bir zırhtır ve sonsuza dek giyilemeyeceği de bir gerçektir. Aramızda kan bağı olsun ya da olmasın, bizi önemseyen insanlar hayata tutunmak için toprağa saldığımız köklerden biridir ve kabul etmek istemesek bile yaşamak için birbirimize ihtiyacımız vardır. Kendini hayatta yapayalnız, bağsız, köksüz olduğuna inandırmış genç bir öğretmenin geçmişi ile yüzleşme sürecini konu alan bu roman; aslında mutlak yalnızlığın mümkün olmadığını, insanın her zaman bir yere ya da birilerine ait olduğunu anlatıyor. Romanın hayatımız boyunca kendimizi kaptırdığımız koşturmaca ve karmaşanın içerisinde insanın içini rahatlatan bir iletisi daha var; bir gün herkes ait olduğu yere döner… - [Bütün Bunlar | Ahmet Karpınar | Şiir](https://mahfelyayincilik.com/urun/butun-bunlar-ahmet-karpinar/): bütün bunlar ve bu olanlar dönemeçtedir saatlerce televizyon karşısında oturmak aklıma gelenler niçin ve nasılı bırak fakat dalgalar denize ulaşmadan durulmaz şu minibüse alınmak istenmeyenler şu bohçalarıyla sokak sokak gezen çingeneler ve birkaç sokak köpeği yardımına koşuyor                       elinde bir saz                       elinde bir saz bizim gördüklerimiz ve yaşadıklarımız alacalıdır gümüşi ve tumturaklı sözlerle bulaşık yıkamayı ibadet haline getiren kadın -hani şu tertemiz ve sigara dumanlı aşkı salıncağına bindirip yusufçuklarla balonlarını şişiren- - [Reverans | Murat Aydın | Şiir](https://mahfelyayincilik.com/urun/reverans-murat-aydin/): oturdum kaldım beni öldüren gecenin ertesine yemek masamda kan kursağımda heves ellerinde gençliğim dudağımda hâlâ sen demenin şevki biraz kahırla penceremden yüzüme vuran soğuk hatırladım kendime işlediğim suçu unuttum tövbeyi dedim allah’ım neden başıma kakılan onca istek hiç tapınmamışım gibidedim allah’ım neden yapabildiğince sevilen, sonra silinen ismi hep “şey vardı ya” ile başlayan cebinde hep doğunun töresiyle dolaşan olmadığı her yerde gülüşülen her şeyin çok geçmesini dileyen adımlarını hep geçmişe bileyen ben dedim allah’ım neden - [Beni Şehrin Kalabalığında Yalnız Bıraktı | Sinan Biçer | Şiir](https://mahfelyayincilik.com/urun/beni-sehrin-kalabaliginda-yalniz-birakti-sinan-bicer/): Dostum; vakti geçince yüz kızartıcı bir suça dönüşüyor sevmek. - [Günümüz Şiirinde Sekmeler | Yavuz Balı | Eleştiri](https://mahfelyayincilik.com/urun/gunumuz-siirinde-sekmeler-yavuz-bali/): Şiirin edebî türler içerisinde en öznel tür olduğunu ifade etmek gerekir. İmgeleri, hayalleri ve şiirindeki kurgusal atmosferi oluşturan şairin, mutlaka çok anlama veya eskilerin tabiriyle tecrite/soyutlamaya kapı araladığı söylenebilir. Şiir her farklı okuyucuda çağrıştırdığı anlam dolayısıyla yeniden yaratılır veya yeniden var olur. Hatta öyle ki aynı okur aynı esere dönük farklı zamanlardaki okumalarından farklı anlamlar çıkarabilir ki bu da o eserin/şiirin yine yeniden yaratılması veya var olması demek olur. Öyleyse eleştirmenin yaptığı da kendine has metotlarıyla nesnele yakın bir okuma denemesidir ki bu da eleştiri denen bir türü zaruri kılar. Elinizde bulunan bu eser de şiir türündeki bazı eserlere dair birtakım okumaların neticesinde vücut bulan yazılardan müteşekkil bir eleştiri kitabı sayılabilir. Bu yazıların her biri ele aldığı eserle ilgili bir bakış açısı oluşturmak, bir pencere açmak gayesindedir. Eleştirmene has bir nesnel metot da takip edilme gereği duyulmamış, ele alınan şiir kitapları bir metot belirlenip aynı metodun bütün eserlere uygulanması ile incelenmemiştir. Bu eserdeki yazılar; aynı kitabın eser sahibince farklı farklı okumaları neticesinde “Bu eser bize ne söylüyor?”, “Günümüz şiirinde bu eserin göstermeye çalıştığı perspektif nedir?”, “Eserin şairinin yapıtıyla vermeye çalıştığı görüntü nedir?” gibi sorulara verilen cevaplar neticesinde kaleme alınmıştır. Elbette bu yazılar bir yönüyle eleştirel nitelik taşırken bir yönüyle yazarını tanıtma; yazara, yazarın çevresine ve esere dair değinide bulunma gibi nitelikler de taşımaktadır. - [Han Günlükleri | Muhammed Münzevi | Deneme - Günlük](https://mahfelyayincilik.com/urun/han-gunlukleri/): Günlükler, edebiyatımızda genellikle yazarların ilerleyen yaşlarında meraklı okurları yahut edebiyat araştırmacıları tarafından yazarın ölümünden sonra keşfedilip yayımlanan bir tür olagelmiştir. Muhammed Münzevi, han günlüklerini genç denebilecek yaşlarda kaleme alıp başta Mahfel olmak üzere Betik ve Sebîlürreşad gibi dergilerde tefrika ederek en nihayetinde topladı. Eserin en önemli özelliği ‘hanlarda yazılan ilk ve tek günlük denemesi’ olması. Metnin Bursa ve Tokat gibi kadim ve yeşil iki güzel şehirde bulunan hanlarda yazılmasıysa dikkate değer bir husus. Bu kitapta toplanan elli adet günlük; yer yer edebî, yer yer gündeme dair yazılardan oluşsa da yazarın gençlik günlerini nasıl geçirmekte olduğunu anlamak isteyenlere elli adet cevap mahiyetinde de anlaşılabilinir. Belki vaktinden evvel bir cevaptır belki de tam zamanında verilmesi gereken bir hesap… - [Mültehip Bir Aşkın Tarihi | Mehmet Rauf | Hikâye](https://mahfelyayincilik.com/urun/multehip-bir-askin-tarihi-mehmet-rauf/): “Mültehip Bir Aşkın Tarihi”, Mehmet Rauf’un 1912’de Servet-i Fünun dergisinde tefrika ettiği ve 1915’te Beşik, Cadı, Bir Mesut, Bir Taleb-i İzdivac, Komşunun Kızı, Bir Namus Meselesi isimli hikâyelerle birlikte yayımladığı kısa romanıdır. Yakın tarihte ise farklı yayınevleri tarafından yeni harflere aktarılarak tekrar yayımlanmasına rağmen hiçbir yayınevi, eseri okura sunarken adını tam yazmamıştır. Şimdiyse hem adının doğrusu hem de eserin apayrı bir metin oluşu bakımından müstakil olarak yayımlanması gerekliliğine inandığımız için siz değerli okurla bu şekilde buluşturmaya karar verdik. Eser, aşkı cinsel yönden ele alan bir kadınla duygusal olarak benimseyen bir erkek arasındaki anlaşmazlığı ele almaktadır. Burada aşkı duygusal olarak benimseyen erkek, Macit Bey; aşkı cinsel olarak ele alan kadın da Güzin’in ta kendisidir. Macit Bey, Güzin’le yaşadığı iki aylık bir aşk yüzünden insanlardan ve hayattan kendini soyutlamış, âdeta bir derviş kimliğine bürünmüştür. Güzin ise yüksek tabakadan gelen, aşka inanmayan bir kızdır, aynı zamanda ince bir hastalığa yakalanmıştır. Bu sebeple Güzin, ölümü bekleyen bir varlık olarak karşımıza çıkar ve bu sebeple kimseyle gönül ilişkisi kurmaz. Yalnız Güzin, Macit’in arkadaşlarından bazıları tarafından sevilen, müstesna bir kadın olarak tasvir edilirken; bazıları tarafından sahtekâr, kendini beğenmiş ve sıradan bir kadın olarak değerlendirilmektedir. Nitekim Macit için başlangıçta yüksek bir mertebedeyken onunla yaşadığı aşk bitince artık Güzin, kendisinin gözünde sıradan birine dönüşmüştür. - [Tarih Boyunca Ahlak | Mustafa Rahmi Balaban | Felsefe](https://mahfelyayincilik.com/urun/tarihboyuncaahlak-mustafarahmibalaban-felsefe/): Tarih Boyunca Ahlak’ta dört büyük semavi kitap ile eski Mısır ve Yunan’dan başlayarak dünya ahlak kültürünün bir özeti verilmeye ve karakteristik ahlaki anlayışlar tanıtılmaya çalışılmış; genel olarak tasavvufi alanlarda özellikle Bektaşilik, Mevlevilik, Melamilik ve Rifailik gibi tasavvuf cereyanlarında ahlak ve dünya görüşü geniş olarak tanıtılmıştır. Eser eski kültürlerden beslenen yeni bir terbiye ve ahlak anlayışı oluşturmayı hedef almıştır. Eski medeniyetin kökü, manevi duygulara dayanıyordu. Bugünkü medeniyet, aksiyona dayanır. Fakat bu tarihi maddeciliğin sandığı gibi manevi duyguların hiçbir rolü yoktur, demek değildir. Manevi duygulardan da kuvvetini alabilen bir aksiyon gerektir. Bu kitabın birinci kısmında tarih boyunca ahlakın seyri ve ikinci kısmında hem doğunun hem bugünkü batının halk terbiyesi kurumları incelenmiştir. Eser, kurulup yükselmesine çalışılan halk terbiyesi sarayı için, bir çuval çakıl kadarcık değerde de olsa yazarı yine derin bir sevinç duyar. Benim dileğim: Bu saray kurulurken benden de sırtımla getirdiğim bir çuval çakılın bulunmasıdır. Çünkü ben inanıyorum ki her kişi, bu işe bir şeyler borçludur. - [Adak Şiirler | Ahmet Özdemir | Şiir](https://mahfelyayincilik.com/urun/adak-siirler-ahmet-ozdemir/): eğri bir hançer kıracak yenginin fanusunu yerinden oynayacak taşlar – kediler irkilecek daha da büyüyecek çağcıl kargaşada şehirler bir çocuğun güllere ulanan naif sesinden münzevi intiharların şarkıları söylenecek ilençlenecek putları hınçla kıran adamlar eski tüfekler güneşe hacı yağı sürecek besmeleyle açılacak avm’lerde dükkânlar köleler çarkları aynı hırsla döndürecek yılanın gözlerinde ışıyacak paranın sayıltısı döviz kuru ve faizler dalgalanarak yükselecek otomobil penceresinden bakılacak artık aşka ormanını yakan kaplanlar gömlek değiştirecek sonsuzluğu arayacak dünya spot ışıklar altında her alışverişten sonra taksit taksit ölünecek demagoglara kaybedecek şairler ve meczuplar bitimsiz korkuların bedeli seraplarla ödenecek kana karışacak sıcak şarap sanrının sayhasında sulanacak çok katlı mağaralarda plastik çiçekler gönenecek ev sahipleri gayrimenkul vurgununda çıkmaz sokaklarda ahali afyon sakızına yenilecek - [Galebe Çalgısı | Muhammed Münzevi | Şiir](https://mahfelyayincilik.com/urun/galebe-calgisi-muhammed-munzevi/): Hadi gel ellerimizi ve illerimizi güzeltelim seninle Uzağa gitmeyelim ortada olmayalım orta malı Ortam al değil ort amal değil ne tan ne ya hu Lügatsiz girme odaya oda senin o da değil Bak bana benim mola sürem doldu bile Çıktım dedim ya bir kere o yukarılara hani Alsam elime seferden bir tas ve lal olsam Gökdelmezde bu dem bir kartal olsam Ne faydadır yaladım dirseğimi çürüttüm mürekkebi Toprağa mı götürecekmişim merkebimi Onun sesi nihavendmiş oysa seslerden bir sesmiş Kahpelik olmazmış efelikte İbram çavuş Sabahtan akşama gidermiş Allah’a emanetmiş Karandım durdum olmadım bir budala Yatağında yatmadım satmadım bir pula - [Derimin Gerginliğinden Aldığım Cesaret | Sinan Biçer | Şiir](https://mahfelyayincilik.com/urun/derimin-gerginliginden-aldigim-cesaret-sinan-bicer/): Sinan Biçer’in şiiri Türk şiirinin vadettiği istikametten ayrı bir kulvarda seyrediyor. Derimin Gerginliğinden Aldığım Cesaret, bu kulvarla ilgili bize birkaç söz söyleyebilir. Evvela bir cesaret olan bu ilk adım, şairin kendini o büyük kalabalığa dâhil etmeyişinden farksız. Bir trene binip giderken ağır aksak hüzne sürükleyen şiirleri var Biçer’in… Muhammed Münzevi Dostum; seni gara götürecek bir dize aradım yıllarca / zihnimden daha dolu bir masa üzerinde üstelik şehrimden yüz yıldır hiç tren geçmemişken - [Devler Ülkesinde Vampir Olmak | Burak Gülen | Roman](https://mahfelyayincilik.com/urun/devler-ulkesinde-vampir-olmak-burak-gulen/): Elinde bir asa ile bir de ‘hokus pokus’ ekleyerek bunu söylese bir büyü okulunda sihirli kelimeleri kullanmayı yeni öğrenen çaylak bir büyücünün beni bir sıçana çevirmeye çalıştığını düşünebilirdim belki ama ne muhafız bir büyücüydü, ne elinde bir asa vardı, ne de hokus pokus demişti. “Devler Ülkesinde Vampir Olmak”; her satırında heyecan ve merakın sürekliliğiyle; yaşamla ölüm, aydınlıkla karanlığın uçlarında dolanan kahramanların seçimlerinin ardında yatan sonuçlara çağırıyor. Klişe vampir konulu romanlardan farklı; sembollerle örülü akıcı bir dil. Belki de yüzünüzden tebessümün eksik olmayacağı bir aşkın ve kaderin gösterişli dansına davettir bu roman… - [Soğuktur Suları Bir Tas İçilir | Habib Erdem | Anlatı](https://mahfelyayincilik.com/urun/soguktursularibirtasicilir-habiberdem-anlati/): Gülüşü ekşi elmalara benzeyen o gamzeli çocuklar, o erkek yüzlü, erkekten de erkek yürekli kadınlar… Sonra boran, duman kar… Şairin “İçinden tanırım ben o elleri” dediği yerdeyim. “Soğuktur Suları Bir Tas İçilir”i okurken dişlerimin en derininde soğuk bir sızı duydum. Belki de azık çıkınımızı yazarla aynı pınarların başında çözdüğümüz için böyle hissettim. Kim bilir… Mustafa Soyuer   “Soğuktur Suları Bir Tas İçilir”, “Drama Köprüsü” türküsüne güzel bir selam mahiyetinde. Neden türküde geçtiği gibi “içilmez” değil de “içilir” peki? Bu sorunun cevabını Habib Erdem’in anlatısında bulmak mümkün. “Anadolu imanı” diye tabir ettiği o hep anlatılan ama bir türlü rastlamadığımız, belki de rastlamaktan çekindiğimiz nice insan; bugün hâlâ hayatta ve toprağa saygısını koruyor. Azınlığa düşmüş kadim mirasın temsilcilerini şehirlerde yaşatamasak da bu anlatıyı okuyunca bir mirastan haberdar sayılabiliriz. Gökdelmezlerde huzur bulmadık ve artık ayaklarımızı toprağa da basmak istemiyoruz sanki. Ama hiç değilse toprağa ayağını basmak konusunda ısrar eden insanların yaşayışına bir adım atabiliriz bu kitapla. O hâlde bir tas suyun merhabasına karşılık verelim mi? Muhammed Yıldırım - [Uykuyla Uyanıklık Arası | Gülay Pamuk | Öykü](https://mahfelyayincilik.com/urun/uykuylauyaniklikarasi-gulaypamuk-oyku/): Gülay Pamuk, Uykuyla Uyanıklık Arası’nda bir yanda dergilerden okuduğumuz öyküleri ve diğer yanda bilinçaltını önceleyen öykülerini bir araya getirirken bizi zıtlıklarla dolu zengin ve akışkan bir Türkçeye davet ediyor. Sosyal hayatın içinden yazılan öyküler ile bilinçaltının dehlizlerini kurcalayan öykülerden oluşan bu kitap öykünün hız kazandığı günümüzde kısa bir mola mı verilmesini ister, bunu size bırakıyoruz… - [Türk Edebiyatında Adam Öyküleri Öykü Adamları | Mustafa Bostan | İnceleme](https://mahfelyayincilik.com/urun/turkedebiyatindaadamoykulerioykuadamlari-mustafabostan/): Türk edebiyatında roman adamları şüphesiz öykü adamlarından daha çok bilinir. Öykü adamı denilince ise akla ilk gelen Sait Faik Abasıyanık’ın “Lüzumsuz Adam”ıdır. Peki ya diğer öykü adamları? İşte bu çalışma, bu soruya bir cevap arayışıdır. Türk Edebiyatında Adam Öyküleri – Öykü Adamları çok uzun bir zaman dilimine yayılan okumaların ürünü. Mustafa Bostan’ın okuma listesinde Rasim Özdenören, Sait Faik Abasıyanık ve Aykut Ertuğrul öykülerinin peş peşe olmasının getirmiş olduğu tesadüf, bu çalışmanın ilk kıvılcımı oldu. “Mani Olunmuş Adam”, “Lüzumsuz Adam” ve “Dünyayı Kurtaran Adam” yazara Türk edebiyatındaki diğer öykü adamlarını araştırma fikri verdi ve derin okuma macerası bazen kırılmalar yaşasa da her daim devam etti. Bir, iki, üç, dört, beş derken öykü adamları giderek çoğaldı. Bu adamlardan bazıları çok ama çok yalnızdı, bazıları hayalperest; bazıları çok fakirdi, bazıları ise gururlu. Bazı adamlar yoktu, bazıları vardı. Bazı adamlar öldü, bazı adamlar henüz doğmadı. Bazı adamlar çizgiden, bazı adamlar mermerden, bazı adamlar da hayallerden ibaretti. Bostan, ne zaman tamam dese yeni bir öykü adamıyla karşılaştı. Bundan dolayı da bu süreç uzadıkça uzadı. Uzamaya da devam edecektir çünkü bu listeye her geçen gün yeni bir öykü adamı eklenecek gibi duruyor. Tespit edilen şimdilik 86 öykü adamı mevcut ve bu adamlar, çalışmanın sonunda alfabetik olarak sıralandı. - [Daha Da Olgunlaştı Yıllar Önce Isırdığın Şu İlk Göz Seçme Şiirler | Polat Onat | Şiir](https://mahfelyayincilik.com/urun/daha-da-olgunlasti-yillar-once-isirdigin-su-ilk-goz-secme-siirler-polat-onat/): Polat Onat'ın yirmi yıl boyunca sürdürdüğü ve geçtiğimiz yıllarda sona erdirdiğini duyurduğu şiir serüveninin bir dökümünü yapmak istedik. Onat'ın yayımlanmış şiir kitaplarındaki ürünlerini, değişen şiir algısı ve deneysel çabalar içeren estetik kriterlerle poetik bir duyuş çerçevesinde üç yüze yakın şiiri süzgeçten geçirip değerlendirdik. Okurlar açısından şairin kimliğini en net biçimde yansıtacağına inandığımız elli şiiri, iki kapak arasında toplayıp ‘seçme şiirler’ adı altında sizlere sunuyoruz. Daha Da Olgunlaştı Yıllar Önce Isırdığın Şu İlk Göz, belki de Onat’ın şiir ve okur arasında kurulması gereken bağının ‘göz ısırması’ teminden samimi bir adımıdır. - [Sevda Yolu | Mustafa Çoban | Roman](https://mahfelyayincilik.com/urun/sevdayolu-mustafacoban-roman/): Öğretmenliğimin üçüncü yılında tanışmıştım Bilal Öğretmen’le. Çevresinde çok sevilişi, başarısı ilçede dilden dile dolaşıyordu. Bordal’da neredeyse Bilal Öğretmen’i tanımayan yok gibiydi. Yirmi yıllık öğretmenlik hayatı boyunca ülkeye beş tane okul, on tane yurt kazandırmış birisiydi. Vakfın yapmış olduğu bütün okulları, yurtları Eğitim Bakanlığı’na devretmiş; kendisi de yine Feriser Anadolu Lisesi’nde görevine devam etmekte, Türk edebiyatı derslerine girmekteydi. Onu bir toplantıda tanımıştım. Yüzündeki tatlılık, sıcaklık karşısındaki insana sanki damarlardaki kan gibi akıveriyordu. Ona hayatını anlatmasını istemiştim. “Ne yapacaksın ki benim hayatımı?” diye sordu. “Kitaplaştırmak istiyorum sizin hayatınızı.” Mustafa Çoban tarafından “Sevda Yolu” adıyla kitaplaştırılan bu hayat, “Hayatımı anlatsam roman olur.” dercesine mesleğini seven idealist bir öğretmenin hayatında cisimleşiyor. Bir öğretmen olmasının yanında öğrencilerine bir baba, arkadaş ve yoldaş olan, onları hayatın hiçbir anında yalnız bırakmayan Bilal Öğretmen’i bu hayat yolculuğunda okurken Reşat Nuri romanlarındaki öğretmenlerden Feride, Ali Şahin ve Ömer’e rastlamanız; öğrencilerinde ise Munise’yi bulmanız tesadüf değil. Çoban, bu kitabı ‘gelecek nesillere fayda sağlamak için’ yazdı, umulur ki herkesin yolu “Sevda Yolu”na düşer. - [Koşturan Çalar Saatler Aşkına | Burcu Özen | Çocuk](https://mahfelyayincilik.com/urun/kosturancalarsaatleraskina-burcuozen-cocuk/): Merhaba genç arkadaşım, sana iki sorum var. Meraklı mısın? Hayal kurar mısın? İnsanoğlunun bu iki kelime sayesinde kendini her anlamda geliştirdiğini ve geliştirmeye devam ettiğini biliyorsun değil mi? Merak ettiğin şeyleri araştırmaktan, soru sormaktan, aldığın cevaptan tatmin olmadıysan; soru sormaya, sorgulamaya devam etmekten asla vazgeçme! Hayal kurmaktan da öyle... Hayallerin herhangi bir sınırı olmaması ne büyük bir mucize! İstediğin her şeyi yapabilir, dilediğin her kapıyı açabilirsin. Merak et, hayal et ve lütfen bu ikisinin peşinden koş! Bu kitapta anlatılan hikâyeler ve kahramanları belki sana yeni bir kapı açar, belli mi olur... - [Hiphopizm Safsatası | Teoman Karadeniz | Eleştiri](https://mahfelyayincilik.com/urun/hiphopizmsafsatasi-teomankaradeniz-elestiri/): Hiphop kültürü, imrenilmesi gereken bir fenomen değil; ibret alınması gereken başarısız bir vakadır. - [Kemal Ümmî Kırk Armağan | Şule Kandemir & Mehmet Altınova | Akademik](https://mahfelyayincilik.com/urun/kemalummikirkarmagan-sulekandemirmehmetaltinova-akademik/): Kemâl Ümmî, Anadolu sahasının tekke tasavvuf edebiyatı çizgisinde ilerlemiş mutasavvıf bir şairdir. Şairin, Türkiye’deki kütüphanelerde otuzdan fazla yazması olan Dîvân’ının dışında müstakil olarak kaleme aldığı eserleri de bulunur. Bunlar Risâle-i Vefât, Risâle-i Îmân ile büyük çoğunluğu şairin Dîvân’ı içinde yer alan Kırk Armağan adlı mesnevileridir. Didaktik mesneviler içerisinde kabul edilebilecek olan bu mesnevilerde şair, dinleyen ve okuyan kesimi doğru yola yönlendirecek tavsiyelerde bulunur. Bu mesnevilerden Kırk Armağan, eserin üslubu ve dili yönüyle diğerlerinden daha fazla dikkat çekmektedir. Eser, bazı kaynaklarda kırk hadis türünün ilk örnekleri arasında gösterilirken bazı kaynaklarda bir hadisin şerhi olarak değerlendirilmiştir. Mesnevide şair, ölümünü isteyen bir adam ile Hz. Muhammet aleyhisselam arasında geçen konuşmayı anlatır ve ikisi arasında geçen -manevî bir âlemde- uhrevî seyahati gözler önüne serer. Bu yolculuk, on menzil üzerine kurulmuştur. Her menzil için ölümünü isteyen adamın hazırlaması gereken dörder armağan bulunur. Eser bu sebepten Kırk Armağan adını taşır. Kırk Armağan, 210 beyitten oluşmasına rağmen olay, zaman, kişi ve mekân gibi tahkiye unsurlarının tamamını içinde barındırmaktadır. Elinizdeki çalışma, beş ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Kemâl Ümmî’nin hayatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiş ve bu eserlerden Kırk Armağan üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde metin içerisinde yer alan Eski Anadolu Türkçesi özellikleri, metinden örneklerle açıklanmış ve metnin dil ve edebiyat incelemesi yapılmıştır. Üçüncü bölümde Türkiye kütüphanelerinde tespit edilmiş üç nüshası esas alınarak oluşturulmuş tenkitli metin, günümüz okuyucularının daha rahat anlamasını sağlamak için nesre çevirileriyle verilmiştir. Dördüncü bölümde esere ilişkin notlar eklenerek tespit edilen noktalar okuyucunun dikkatine sunulmuş ve Kırk Armağan konusundaki görüş farklılıklarına yeni bir görüş eklenmiştir. Son olarak beşinci bölümde şiirdeki bağlama uygun anlamlar verilerek oluşturulmuş seçme sözlük hazırlanmış ve çalışma tamamlanmıştır. - [Hayal Apt. | Mustafa Söğüt | Roman](https://mahfelyayincilik.com/urun/hayalapt-mustafasogut-roman/): Koskoca âlem bir apartmana sığabilir mi? Yeryüzünde her şey birbirine benzerken neden olmasın? Eski adıyla ‘hayat apt.’ artık hayale karışıyor ve adı ‘hayal apt.’ oluyor. Dört daire, dört insan, bir dünya... Hakikatin hayallerle bezendiği bir apartman, yeni bir düzenin ayak seslerini duyuruyor. Unutmayın ki her ütopya aslında bir distopyadır! - [Hiçliğin Kararsızlığı | Furkan İgeç | Roman](https://mahfelyayincilik.com/urun/hicliginkararsizligi-furkanigec-roman/): Yazma ihtiyacı hisseden bir insanla intihar eden insan arasında bir uçurum olduğuna inanmıyorum. İkisi de bir nevi bulunduğu hayatın memnuniyetsizliğini, anlaşılamamanın vermiş olduğu tükenmişliği, hayal kırıklıklarını, bir eyleme dökmek istemektir. Bazıları yazarak bazıları ölerek bunu gerçekleştirebilir. Bu nedenle yazmak da benim için bir nevi intihar, çünkü içimdeki sonsuzluğa ulaşabilmenin, anlatmaktan geçeceğine inanıyorum. Gündelik hayattan uzaklaşıp neden bunu gerçekleştirmek istediğime anlam veremeyeceksiniz. - [Aşk Kadını | Mehmet Rauf | Hikâye](https://mahfelyayincilik.com/urun/ask-kadini-mehmet-rauf/): Mehmet Rauf’un hikâyeleri, teknik yapıları itibarıyla devrine göre sağlam ve başarılı kabul edilebilir. Hikâyelerin başlangıç ve bitişleri Rauf için önemlidir. Bir konuşma, bir tasvir veya kahramanı tanıtan bir analiz cümlesiyle başladığı hikâyeyi, olayların sonraki seyri konusunda aydınlatıcı nitelikte olan bir cümle veya küçük bir paragrafla bitirir. Sonu kesin bir yargıyla biten hikâyeleri olduğu gibi sonunu okuyucunun yorumuna bıraktığı hikâyeleri de bulunmaktadır. Rauf’un çoğu hikâyesinde olaylar şimdiki zaman kipiyle ve anlatıcının ağzından aktarılır. Sayıları az da olsa kahramanı genelde kadın olan ve hatıra, mektup tekniğinde kaleme alınmış hikâyeleri de mevcuttur. Bu tür hikâyelerde yazar, konuya ilişkin duygu ve düşüncelerini kadın kahramanlar aracılığıyla anlatmayı tercih etmiştir. Mehmet Rauf’un 1923’te Cihan Biraderler Matbaasından [Osmanlı Türkçesi] yayımladığı bu eseri, tam ‘yüz yıl sonra ilk kez’ açıklamalı bir şekilde Latin harflerine aktararak; günümüz okurunun anlayabileceği şekilde edebiyat dünyasına tekrar kazandırmanın gururunu yaşıyoruz. Eserde toplamda yedi hikâye mevcut: Eserle aynı adı taşıyan Aşk Kadını, Hasta Aşkı, Bir Hayat, İntikam, Cuma Seyri, Sadık’ın Son Şartı ve Muvaffakiyetin Sırrı… Edebiyatı hayatının ayrılmaz bir parçası olarak kabul eden Mehmet Rauf için bir edebi eser, zamana karşı dayanabilmelidir. Yazara göre en büyük eser, en çok okunan ve uzun süre sevilmiş olandır. Edebiyat dünyasına “Eylül”ü ve diğer roman ve hikâyelerini kazandıran Mehmet Rauf’un “Aşk Kadını” isimli hikâye kitabını okurla buluşturarak bu hikâyenin zamana dayanıp dayanamayacağını okurun takdirine sunuyoruz. Umarız ki “Aşk Kadını”nın okuyanı çok olur ve uzun bir süre daha sevilir. - [Şehre Bodoslama | Muhammed Münzevi | Şiir](https://mahfelyayincilik.com/urun/sehrebodoslama-muhammedmunzevi-siir/): Kaşlarımı çattım korna seslerine Bileklerimi bin setarla kestim Hin ile kin güreşiyor göğsümde Yüküm artıyor arklardan Merhametim ortak günahlarımdan Vidalarımı sıkarsam ellerim paslanmaz Cesaretim bir kitap arasında Korlandıkça uslanmaz Yaramı deşen bütün nazariyeler Peşimi bırakırsa perdelerimi kapatmam Anne şair olursam Seni saraylarda yaşatmam yaşatamam - [Savaşı Kaybettiğimiz Yer | Hasan Nalçacı | Şiir](https://mahfelyayincilik.com/urun/savasikaybettigimizyer-hasannalcaci-siir/): Şiir handmade değildir şiir kuşakta çakı Bir elmayı soyarken işe yarayabilir Bana tertemiz ölüm sana telli duvaklı Ellerin bu yarayı sarıp saklayabilir Yaşanmamış bir aşkın eskiz defteri gibi Dünyadan çekiliyor bir şairin elleri - [Güz Kırgını | Ahmet Özdemir | Şiir](https://mahfelyayincilik.com/urun/guz-kirgini-ahmet-ozdemir/): ben ki güz kırgınıyım. Sevmiyorum begonya ölülerinden avuçlarıma dökülen bu sarıyı. bulutları gebe bırakan poyrazı. gölgemin duvarlarda bıraktığı karanlığı. iğdiş edilmiş yüzümden utanıyorum aynalarda. tahammül edemiyorum yüzüme bakmaya. hesaplaşmaları sevmiyorum çünkü. pişmanlıklar bana göre değilmiş anladım. herkesin içinde kocamış bir gülümseyişim ben. unutulmuş bir yalnızım. şehri ilençliyorum. unutmak hatırlamaktır diyen bütün sabahları. ölüm yorgunu çarşıları. sakallarını hacıyağıyla sıvazlayan kalabalığı. silahları ilençliyorum. hayatın rahmini deşen savaşları. çocuklar geliyor aklıma. - [Şair Bipolar | Çınar Balcı | Roman](https://mahfelyayincilik.com/urun/sair-bipolar-cinar-balci/): Dört duvarlı yalnızlığa ait kalmak en büyük özgürlüktür, çünkü dışarısı sorumluluklar ve zorunluluklar ile doludur. Özgür olduğum odamın gözlerimin önünde üşüyen duvarları var, bir sokak çocuğu gibi kirli ve bulunabilecek onca yer varken bir kenara sığınıp kalmışçasına kıpırdamadan, karşısındaki kendim gibi karşımda üşüyen aynadaki bir adam misali... Cansızlığına rağmen can çekiştiğini düşündüğüm bu duvarlar onları aydınlatan penceremi gazete kâğıtları ile kapladığımdan beri siyaha boyanmış. Nihayet oturdum masasına vicdanımın. Sağımdaki dağınık yatak ile solumdaki gazete kâğıtlarıyla kaplanmış penceremin arasına sıkıştırdığım masamın başında tek manzaramdı karşımdaki boş duvar. Uzunca sustum, durdum ve aldım kalemi elime. Epeyce zaman sonra bu kadar rahatlıkla ve karanlığı biraz aydınlatan mum ışığıyla yazıyorum. - [Yeryüzünden Geçerken | Mine Durukan Ersöz | Roman](https://mahfelyayincilik.com/urun/yeryuzundengecerken-minedurukanersoz-roman/): Kişileştirme sanatının belirgin bir şekilde kullanıldığı Yeryüzünden Geçerken’de, kutsal kitaplardan ve tasavvuf kültüründen beslenilerek insanlığın gidişatı, çağımızın temel sorunları, insanoğlunun Tanrı fikrinden uzak bir yaşayış içinde bulunması, özgürlük, tutsaklık, manevi derinlik, aşk ve sevgi, doğanın doğal bir şekilde kavranışı, çocuk ve çocukluk konuları işleniyor. Muhayyel bir kurtuluş umudu, insanın Tanrı’yla olan bağı, manen çöküşü ve Tanrı’dan uzak kalışı, kötücül ve şiddete meyyal doğası, zulmü vb. konular, dualar ve yakarışlar eşliğinde, coşkun bir duyarlılık ve kendine özgü bir anlatımla roman formuna kavuşuyor. Mine Durukan Ersöz’ün kaleminin en belirgin özelliği, bu konuları kendiliğindenlikle doğal bir biçimde dile/yazıya kavuşturması, kelime/anlam/biçim oyunlarından sıklıkla uzak durmasıdır. Yeryüzünden Geçerken adlı bu nadide esere, Blake’in “Kaplan” şiirinin bugünün dünyasında yeniden ve hacimli bir anlatımla güncellenmiş hâli demek de mümkündür. Muhammed Yıldırım   Neşe içinde oynayan, dans eden, büyümüşlerin büyütmesine ihtiyacı olmayan çocuklar, özgür hayvanlar, tabiatın sahibi değil onun bir parçası olduğunu idrak eden dost insanlar… Mine Ersöz’ün dünyası, hepimizin dünyası... Onun gönlünden kalemine… Kaleminden dileğine, gerçeğe… Nitekim Kim istemez kim? Ayşe Energin - [İşgalcine Benzemek | Kenan Yusuf | Şiir](https://mahfelyayincilik.com/urun/isgalcinebenzemek-kenanyusuf-siir/): Milletin şakağına silah dayamışlar Bende kılmışlar delikli demire Gözlerinden feri çalmışlar Hangi kitapta yazar bilmem Neyin diyeti işgalcine benzemek? Aklım almıyor bunca hendeseyi Sadece yurdumun değil ruhumun da Kuzey yamaçları karlıdır, ayazdır Güney yamaçlarını sormayın Ulu çınarlarına kezzap atmışlar Köksüz yaşar mı bunca âdem anne? - [Fatih Korkmaz | Adı Geçmeyen Yokluğun Kanaması | Şiir](https://mahfelyayincilik.com/urun/fatih-korkmaz-adi-gecmeyen-yoklugun-kanamasi/): Yol seslenince adama teneffüse çıkar çarşı pazar Bavullar gelir oturur zamanın ortasına Sonra bitiremediğin cümleleri dizersin Sonra savrulduğun hayatı, memuriyetini Cebine doldurduğun toprağı sonra İyi dileklerini. Ayakları kaşınır yol adama seslenince Parmağını ıslatmadan, el kaldırmadan Geriye doğru saymaya başlar yol Geçip gitmeyen öksürüğün ertelenir Bir baykuş bir gece vakti ürkütmez seni Çünkü yol müstakil bahçeli bir yol olur Bahçenin içinde bir kiler, kilerin içinde bir duvar Duvarın içinde bir leke. [comment]: # (Generated by Hostinger Tools Plugin)